Mekke Anlaşması'nın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM Dışişleri Komisyonunda görüşülmeye devam ediyor
TBMM (AA) - TBMM Dışişleri Komisyonunda milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi üzerinde değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, karşılıklı ittifakın, tarafların aynı askeri imkanlara sahip olduğu anlamına gelmediğini, üstlenilen sorumlulukların ve sağlanabilecek katkıların gerçekçi biçimde değerlendirildiği karşılaştırmalı bir analizin komisyonla paylaşılmasını istedi.
Türkiye'nin güvenliğine ve bölgesel istikrara katkı sağlayabilecek bir ortaklığın sağlam temeller üzerinde ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Karal, "Hükümet temsilcilerinden karşılıklı savunmanın uygulama şartlarına, Türkiye'nin askeri katkısına, anayasal yetkilendirme süreçlerine, yeni üyeliklerin usulüne ve savunma sanayi yükümlülüklerine ilişkin sorularımızı cevaplandırmalarını bekliyoruz. Verilecek cevapların komisyon raporuna geçirilmesini ve gerekli açıklamaların değerlendirmemize esas alınmasını önemsiyoruz. Nihai tutumumuzu da bu bilgiler ışığında belirleyeceğiz." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, Anlaşma'nın, Türkiye'nin hangi güvenlik açığını kapatacağını ve Türkiye'nin taraf ülkelerin hangi güvenlik açıklarını kapatacağını sordu.
Anlaşma'nın baştan sona savunmayla alakalı olduğunu dile getiren Ergun, "Anlaşma'nın savunma amacı taşıdığı yönündeki yetkililerin açıklamalarına rağmen taraf devletlerin gelecekte karşı karşıya kalabileceği çatışmalar ve savunma yükümlülüklerinin farklı yorumlanma ihtimali, Türkiye'nin istemediği bölgesel krizlere dahil olma riskini beraberinde getirebilecek mahiyettedir." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Anlaşma'ya ilişkin Milli Savunma Komisyonunun herhangi bir görüş ifade etmemesini eleştirdi.
CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, Türkiye'nin ortak savunma yükümlülüklerinin hangi somut koşullarda devreye gireceğinin açıklanmasını, askeri destek, lojistik yardım ve istihbarat paylaşımının kapsamı ile karar alma usullerinin belirginleştirilmesini istedi.
Türkiye'nin Anayasa ilkeleri ve bağımsız dış politikasının güvence altına alınması gerektiğini aktaran Güzelmansur, teknoloji güvenliği, fikri mülkiyet ve ekonomik kazanımların somut biçimde ortaya konulmasını, sekretaryanın işleyişi, karar alma mekanizması, bütçesi ve denetiminin açıklığa kavuşturulmasını talep etti.
Anlaşma'nın uzun vadeli yükümlülükleri, gözden geçirme imkanları ve çekilme sonuçlarının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Güzelmansur, "Bizim için esas olan Türkiye'nin yalnızca bir ittifakın üyesi olması değil, o ittifakın içinde kendi kararlarını özgürce alabilmesidir. Bu anlayışla, Anlaşma'nın bütün boyutlarının açıkça tartışılmasını, sorularımızın somut biçimde yanıtlanmasını ve Türkiye'nin ulusal çıkarlarını koruyacak güvencelerin ortaya konulmasını istiyorum." sözlerini sarf etti.
- "Kutsal toprakları hedef alan saldırıların karşısında olmak Türk milletinin inancından gelen vazifesidir"
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Anlaşma'yı, "'ben bulunduğum bölgede beraber hareket ettiğim ülkelerle barış istiyorum ve bu barışı istemem sebebiyle de bu caydırıcı gücümü ortaya koyuyorum' iradesinin temel yansıması" olarak nitelendirdi.
Daha önce "Kudüs Paktı" önerisini dile getirdiklerini hatırlatan Özdemir, şunları kaydetti:
"MHP olarak bizim temel görüşümüz, bu Anlaşma'nın mümkün olduğu kadar İslam dünyasının tamamını içerisine alabilecek ve aynı zamanda 57 İslam ülkesini de kuşatabilecek kararlılık ve kapsama da evrilebilmesidir. Baktığınız vakit 20'nci yüzyılın son dönemleriyle beraber 21'inci yüzyılın başlarında da bütün kan, gözyaşı, işgal girişimlerinin tamamı ne yazık ki İslam coğrafyalarında görülmüş, istikrarsızlığın hakim kılındığı ve bundan mütevellit de ülkemizin de ağırlıklı olarak hem güvenlik paralelinde hem de diğer alanlarda etkilendiği sahalarda bu sıkıntıların ve sorunların geldiğini göz önünde bulundurursak, temennimiz ve hedefimiz bu Anlaşma'nın İslam dünyasının tamamını kapsamasıdır."
Anlaşma'ya ilişkin ısrarla Suudi Arabistan'ın içinde bulunduğu bazı sıkıntıların konuşulduğuna işaret eden Özdemir, şöyle devam etti:
"İster İsrail'den gelsin, ister Husiler'den, ister başka birinden, isterse üçüncü bir ülkeden gelsin, ismi ne olursa olsun Türk milleti için, İslam alemi için, kutsal toprakları hedef alan her saldırının karşısında olmak, Türk milletinin imanından, inancından gelen vazifesi kabul edilir. Bu anlamda da bu toprakların müdafaası için, kutsal saydığımız alanların müdafaası için yapılması gereken ne varsa bunu yapmak, Türk devletinin hem imparatorluk döneminde hem Cumhuriyet döneminde kendisine vazife bildiği değer ve yaklaşımlardan bir tanesi olmuştur."
- "Anlaşma'nın onaylanmasını doğru bulmuyoruz"
DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, bölgesel sorunların çözümünü askeri ittifaklarda ve silahlanmada arayan güvenlikçi dış politikayı doğru bulmadıklarını ifade etti.
Bölgenin ihtiyacının, çatışmaları birbirine bağlayan yeni askeri taahhütler değil, bu çatışmaları birbirinden ayırarak çözebilecek bir barış diplomasisi olduğunu dile getiren Gökalp, "Bölgesel kutuplaşmayı derinleştiren, belirsiz askeri yükümlülükler getiren, demokratik denetimi yeterince güvenceye almayan bu Anlaşma'nın onaylanmasını doğru bulmuyoruz." şeklinde konuştu.
Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Anlaşma'yı mevcut haliyle, Türkiye'yi ve silahlı kuvvetleri riske atacak, yeni güvenlik tehditleri oluşturacak nitelikte gördüklerini söyledi.
"Türkiye'nin başkalarının savaşının tarafı haline getirilmemesi" talebinde bulunan Çakırözer, bu tür anlaşmaların barış zamanında güçleri birleştirmek, caydırıcılığı artırmak, savaşa mani olmak için yapıldığını belirtti. Çakırözer, "Ama burada savaştaki bir ülkeyle 'sana saldıran bana saldırmıştır' anlaşması yapmak, ülkeyi doğrudan savaşa sokmaktır." görüşünü dile getirdi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenlik politikasının başka ülkelerin güvenlik ihtiyaçları üzerinden şekillendirilemeyeceğini vurgulayan Çakırözer, "Biz Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la ilişkilerinin geliştirilmesine karşı değiliz, en ileri noktasına getirilmesinden yanayız. Ama Türkiye'yi gereksiz güvenlik riskleri altına sokan, barış döneminde dahi askeri yükümlülükler doğurabilecek, gelecek hükümetleri 10 yıl boyunca bağlayacak ve üstelik Meclis iradesini daha en başından tartışmalı hale getiren bu Anlaşma'ya bu haliyle onay vermiyoruz. Hem usule hem içeriğine ilişkin şerhimiz nedeniyle bu Anlaşma'ya hayır diyeceğiz." ifadelerini kullandı.
- "Sadece bir savunma anlaşması konuşmuyoruz"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, dünyadaki ve bölgedeki çatışmalarda Türkiye'nin üstlendiği arabulucu rollerine değindi.
Türkiye'nin diplomasiyi önceleyen ve diplomatik kanalların tamamını açık tutan bir ülke olduğunu anımsatan Sırakaya, Anlaşma'nın "komplo teorisine dönüştürüldüğünü" belirterek, bu durumu eleştirdi.
Daha önce sınır ötesi harekatların ve bazı anlaşmaların Türkiye'ye getirebileceği ciddi maliyetler üzerine yorumlar yapıldığına işaret eden Sırakaya, "Mekke Anlaşması'nın da getirmiş olduğu kazanımları birkaç sene sonra muhalefet partisinin kıymetli genel başkanlarının da takdir edeceği bir düzleme doğru gideceğimiz noktasında olduğunu ifade etmek isterim." dedi.
Bugün sadece bir savunma anlaşmasını konuşmadıklarını belirten Sırakaya, "Bu Savunma Anlaşması'na baktığınız zaman bu olayın bir askeri eğitim boyutu var, istihbarat boyutu var, siber güvenlik boyutu var, ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması boyutu var. Dolayısıyla olayı sadece bir savunma boyutuyla değerlendirmek kadük bir yorum olacaktır." şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından toplantıya ara verildi. Aranın ardından Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü milletvekillerinin sorularını yanıtlayacak.
AA
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.