Allianz COP31 öncesinde dayanıklılık çağrısı yaptı
Allianz Commercial'ın raporuna göre doğal afetler, incelenen iş kesintisi hasarlarının toplam değerinin yüzde 34'ünü oluşturuyor. COP31 öncesinde Allianz Türkiye, işletmelerin iklim risklerine uyum sağlamasının ve iş sürekliliği planlarını güçlendirmesinin önemine dikkat çekiyor.
ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:
"Türkiye'nin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde, iklim risklerinin ekonomik ve operasyonel etkileri iş dünyasının gündeminde öne çıkıyor. Ekim ayında İstanbul'da yaşanan şiddetli yağışlar ve seller, afetlere hazırlığın önemini yeniden hatırlattı. İşletmeler için bu hazırlık, tesisleri korumanın yanı sıra olası bir kesintinin ne kadar süreceğini ve faaliyetlerin nasıl yeniden başlatılacağını da planlamayı gerektiriyor.
Allianz Commercial'ın Business Interruption Claims: Trends and Developments in Corporate Insurance Losses başlıklı güncel raporu, Ocak 2021–Aralık 2025 döneminde 7.888 sigorta sektörü iş kesintisi hasar dosyasını ve yaklaşık 6,74 milyar euroluk hasar tutarını inceliyor. Analiz, işletmelerin faaliyetlerinin kesintiye uğramasının maliyetini ortaya koyarken risk yönetimi ve iş sürekliliği planlamasına da veri sunuyor.
Doğal afetler iş kesintisi hasarlarının yüzde 34'ünü oluşturuyor
Allianz Commercial'ın analizine göre doğal afetler, incelenen iş kesintisi hasarlarının toplam değerinin yüzde 34'ünü oluşturarak maliyet bakımından ikinci sırada yer alıyor. Hasar dosyalarının sayısı açısından ise yüzde 26'lık payla en sık karşılaşılan neden olarak öne çıkıyor. Sel, fırtına, dolu ve orman yangınları gibi olaylar, işletmelerin tesislerinde fiziksel hasara yol açmanın yanı sıra üretim süreçlerini kesintiye uğratabiliyor; lojistik faaliyetlerini, tedarik zincirlerini ve kritik altyapılara erişimi etkileyebiliyor.
Rapordaki bir diğer önemli bulgu, ortalama iş kesintisi hasarının 850 bin euroyu aşması. Bu tutar, ilişkili ortalama fiziksel hasar tutarından yaklaşık yüzde 70 daha yüksek. Ayrıca ortalama iş kesintisi hasarının değeri, son iki yılın her birinde yıllık bazda yüzde 30'dan fazla arttı. Bu veriler, hasar gören varlıkların onarılmasının toplam kaybı açıklamak için yeterli olmadığını; üretime ara verilmesi, teslimatların gecikmesi, alternatif tedarik arayışları ve faaliyetlerin yeniden başlatılması için gereken sürenin de ekonomik sonuçları belirlediğini ortaya koyuyor.
İş durması hasarlarında en yüksek maliyet kalemi ise yangın ve patlama. İncelenen hasarların toplam değerinin yüzde 40'tan fazlası bu nedenlerden kaynaklanıyor. Bu bulgu, işletmelerin dayanıklılık yaklaşımının yalnızca iklim kaynaklı tehlikeleri değil, faaliyetleri kesintiye uğratabilecek farklı riskleri de kapsaması gerektiğini gösteriyor.
Afet riskleri iş sürekliliğini nasıl etkiliyor?
Bir işletmenin karşı karşıya olduğu riskin etkisi, yalnızca olayın gerçekleştiği noktadaki hasarla sınırlı kalmayabiliyor. Örneğin şiddetli yağış ve sel, bir üretim tesisindeki kritik ekipmanları etkileyerek üretimin durmasına neden olabilir. Tesis yeniden faaliyete geçse bile tedarikçinin üretim yapamaması, lojistik hatlarının aksaması veya gerekli malzemelere zamanında ulaşılamaması toparlanma sürecini uzatabilir. Benzer şekilde yangın, deprem ve diğer afetler de işletmelerin faaliyetlerini, çalışanlarını, tedarikçilerini ve müşterilerine karşı yükümlülüklerini etkileyebilir.
Bu nedenle işletmelerin kritik varlıklarını ve bağımlılıklarını önceden belirlemesi, alternatif tedarik ve operasyon senaryolarını değerlendirmesi, iş sürekliliği planlarını farklı risklere göre güncellemesi önem taşıyor.
COP31 kapsamında gündeme gelecek iklim değişikliğine uyum ve dayanıklılık başlıkları da bu açıdan iş dünyası için somut bir karşılık buluyor. Emisyonların azaltılması iklim değişikliğiyle mücadelede temel öneme sahipken, değişen koşullara uyum sağlamak ve olası kesintilerin etkisini azaltmak da işletmelerin uzun vadeli dayanıklılığı açısından önem taşıyor.
"Dayanıklılık, risk gerçekleşmeden önce başlıyor"
Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, iklim risklerinin işletmeler üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
"COP31'in gündemimize taşıdığı uyum ve dayanıklılık konularını, işletmelerin günlük kararlarıyla ilişkilendirmeliyiz. Risk yönetiminde hangi varlıkların zarar görebileceğini değerlendirirken, işletmenin faaliyetlerine ne kadar sürede dönebileceğini de sormalıyız. Bu sorunun yanıtını afet yaşanmadan önce vermek; kritik süreçleri belirlemeyi, alternatifleri değerlendirmeyi ve iş sürekliliği planlarını güncel tutmayı gerektiriyor.
Emisyonları azaltmanın yanı sıra, değişen iklim koşullarına uyum sağlamak ve olası kesintilere hazırlıklı olmak da işletmelerin öncelikleri arasında yer almalı. Allianz Türkiye olarak ticari sigortacılık alanındaki uzmanlığımızla işletmelerin risklerini değerlendirmelerine ve olası kayıpların etkisini azaltmaya yönelik önlemleri ele almalarını önemsiyoruz. Dayanıklılık, risk gerçekleşmeden önce alınan önlemlerle başlıyor."
Allianz Türkiye'den işletmelere risk yönetimi desteği
Allianz Türkiye, ticari sigortacılık alanındaki uzmanlığıyla işletmelerin risklerini değerlendirmelerine ve risk yönetimi süreçlerini geliştirmelerine destek olmayı hedefliyor. Türkiye'nin ilk ve tek akredite deprem merkezi olan Allianz Teknik, aynı zamanda yangına tepki testleri yapma yetkisine sahip üç akredite kurumdan biri olarak işletmelere deprem ve yangın alanlarında test hizmetlerinin yanında iklim değişikliği riskleri de dahil olmak üzere uygulamalı eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunuyor. İşletmelerin risklerini daha iyi tanımalarına ve önleyici tedbirleri değerlendirmelerine katkı sağlayan Allianz Teknik'in çalışmaları, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için afetlere ve karşı karşıya oldukları risklere karşı hazırlık ve operasyonel dayanıklılığın güçlendirilmesi açısından önem taşıyor."
ForInvest Haber
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.