ANALİZ- Uluslararası Piyasalar Günlük Bülten (Burgan Yatırım)

İlgili Dosyayı Görüntüle
KolayAnla Bu haberi yapay zeka ile KolayAnla

Uluslararası Piyasalar

Öne Çıkan Gelişmeler

Küresel piyasalar yeni haftaya Orta Doğu'daki gelişmelerin enerji fiyatlarına etkisi ve merkez bankalarının faiz kararlarına ilişkin belirsizliklerle başlıyor. Geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına yönelik saldırılarla petrol fiyatlarında yaşanan sert yükselişin ardından, Katar'ın ABD ile koordineli şekilde İran'la diplomatik temaslarını artırması gerilimin azalabileceği beklentilerini destekledi. Ancak hafta sonu saldırıların devam etmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat riskleri, enerji arzına ilişkin belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor. Yüksek petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi Fed'in para politikasında hareket alanını sınırlarken, ekim toplantısında faizlerin sabit tutulması, aralık ayında ise yeniden artırıma gidilmesi bekleniyor. Avrupa'da ise Fransa'nın kredi notunun Aa3 seviyesinde korunması, olası bir not indiriminin yaratabileceği baskıyı kısa vadede hafifletti. Buna karşılık negatif görünümün devam etmesi, ülkenin bütçe açığı ve borçlanma maliyetlerine ilişkin sorunların henüz çözülemediğine işaret ediyor. Fed, Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası kararlarının beklendiği haftaya girilirken, enerji maliyetleri ile enflasyonun seyri küresel para politikası görünümünü belirleyen temel unsurlar olmaya devam ediyor.

Fiyatlamalar

Dolar endeksi, enerji fiyatlarındaki yükselişin Fed'e yönelik faiz beklentilerini desteklemesiyle %0,13 artarak 101,75 seviyesinden haftayı tamamlarken, USD/JPY paritesi %0,03 yükselişle 156,80 seviyesinde kapanış gerçekleştirdi. Avrupa'da Fransa'nın mali görünümüne ilişkin belirsizlikler euro üzerinde baskı oluştururken EUR/USD %0,12 düşüşle 1,1203 seviyesine geriledi, EUR/GBP ise %0,08 yükselişle 0,8377 seviyesinden günü tamamladı. ABD 10 yıllık tahvil getirisi, önceki gün yaşanan sert gerilemenin ardından yaklaşık 3,5 baz puan yükselerek %4,99 seviyesine çıktı. Tahvil getirilerindeki toparlanma ve doların güçlenmesi değerli metalleri baskılarken, ons altın %0,71 düşüşle 3.995,80 dolara, gümüş ise %1,16 kayıpla 53,92 dolara geriledi. Altın ve gümüşün haftayı belirgin kayıplarla tamamlaması, jeopolitik risklerin yüksek olduğu bir dönemde dahi enflasyon ve faiz beklentilerinin değerli metaller üzerinde daha baskın olduğunu gösterdi. Brent petrol ise Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına yönelik saldırıların arz güvenliği endişelerini artırmasıyla %3,14 yükselerek 116,72 dolardan kapandı. ABD hisse piyasalarında yüksek enerji fiyatları ve teknoloji yatırımlarına ilişkin finansman endişeleri risk iştahını sınırlarken S&P 500 %0,52 düşüşle 7.623,68 puandan günü tamamladı. Nasdaq 100 ise perşembe günkü sert satışların ardından teknoloji hisselerinde görülen sınırlı toparlanmayla 28.957,53 puanda yatay kapanış gerçekleştirdi. Enerji hisselerinin olumlu ayrışmasına rağmen piyasa genelindeki zayıflık, petrol fiyatlarındaki yükselişin büyüme ve şirket kârlılıkları üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişeleri yansıttı.

Ekonomik Takvim

Bugün Almanya'da ekim ayı Ifo iş dünyası güven endeksi, ABD'de ise Chicago Fed ulusal aktivite endeksi ve Dallas Fed imalat sanayi verisi takip edilecek. Bilanço tarafında Verizon, Cadence Design Systems, Celestica ve Nucor'un finansal sonuçları öne çıkıyor. Haftanın devamında Fed, Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası'nın faiz kararlarının yanı sıra ABD büyüme ve PCE enflasyon verileri ile Microsoft, Alphabet ve Amazon bilançoları piyasa açısından belirleyici olacak.

Geçtiğimiz haftada küresel piyasaların ana temasını yükselen petrol fiyatlarının makro görünüme olası etkileri ile yapay zeka yatırımlarına yönelik büyüme ve finansman endişeleri oluşturdu. Meta'nın devasa yatırım harcamalarına ilişkin açıklamaları AI yatırım döngüsünün finansman maliyetlerini yeniden gündeme taşırken, Orta Doğu'da artan gerilim ile Brent petrol yaklaşık 117 dolar ile altı ayın zirvesine ulaştı. Böylece yatırımcılar bir taraftan yüksek petrolün Fed'i daha şahin tutabileceğini, diğer taraftan AI yatırımlarındaki olası yavaşlamanın büyümeyi aşağı çekebileceğini fiyatladı.

Döviz piyasasında bu ikili fiyatlamanın dolara güçlü destek sağlamadığını gördük. Dolar Endeksi haftayı yaklaşık 101,82 seviyesinde ve yatay tamamlarken, güvenli liman talebinin önemli bölümü Japon yeni ve İsviçre frangına yöneldi. Yen dolar karşısında haftalık yaklaşık %0,7 değer kazanarak eylül ortasından bu yana en güçlü haftasını geçirirken, Japonya'da çekirdek enflasyonun yeniden %2 hedefinin üzerine çıkması BOJ'un Aralık ayında faiz artırabileceği beklentisini destekledi. Euro tarafında ise Fransa'nın bütçe açığı, siyasi istikrarsızlık ve protestolar ortak para biriminin dolardaki zayıflıktan yararlanmasını engelledi. EUR/USD haftayı 1,1191 civarında ve %0,43 düşüşle kapattı. Euro Bölgesi bileşik PMI'ın ekimde 53,1'den 51,9'a gerilemesi ve Fransa ekonomisinin yeniden daralma sinyali vermesi de euro açısından görünümü zayıflattı. Güncel durumda baz senaryomuz hala dolar endeksindeki 5 haftalık rallinin sekteye uğraması sonrasında EUR/USD ve GBP/USD dengeli ve kademeli bir toparlanma yönünde ancak paritelerde yukarı yönlü güçlü ve kalıcı bir trend değişimi için henüz erken olabileceğini düşünüyoruz.

Tahvil piyasasında haftanın en dikkat çekici gelişmesi ABD ve Fransa tahvillerindeki belirgin ayrışma oldu. AI yatırımlarının finansmanına yönelik kaygılar ve teknoloji hisselerindeki satışların güvenli liman talebini artırmasıyla ABD 10 yıllık tahvil faizi haftayı kritik %5 eşiğinin hemen altında tamamladı. Buna karşılık Fransa'nın bütçe ve borç sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerle ülkenin 10 yıllık tahvil faizi %5'in üzerine çıkarak 2002'den bu yana en yüksek seviyesini gördü ve Fransa-Almanya faiz farkı belirgin şekilde genişledi. Dolayısıyla ABD tahvillerinin riskten kaçış ortamında yeniden güvenli liman işlevi gördüğünü, Avrupa'da ise mali risklerin faizleri yukarı taşıdığını görüyoruz.

Brent petrol Orta Doğu'da yüksek jeopolitik risklerle haftayı %6 yükselişle 116,72 dolar seviyesinde tamamladı. Husi saldırıları, İran bağlantılı tanker riskleri ve olası arz kesintileri fiyatlardaki risk primini artırsa da Hürmüz üzerinden fiziki petrol akışının büyük ölçüde devam etmesi olumlu yönde bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor. Brent petrolde 120 dolar ve yakın çevresini kritik direnç bölgesi olarak izlemeye devam ediyoruz. Fiyatların 120 doların üzerine yerleşmesi, jeopolitik ve arz endişelerinin piyasalarda panik havasına dönüşerek yükselişi hızlandırabileceğine işaret edebilir. 95-120 dolar aralığını petrolün yüksek seyrini koruduğu, enerji kaynaklı enflasyon ve sıkı para politikası risklerinin devam ettiği ancak piyasa koşullarının görece dengeli kaldığı bölge olarak değerlendiriyoruz. 95 doların altına kalıcı bir gerileme ise jeopolitik risklerin ve arz endişelerinin hafiflediğine, dolayısıyla petrol kaynaklı enflasyon baskılarının azalmasıyla Fed üzerindeki şahin politika baskısının da zayıflayabileceğine işaret edebilir.

Değerli metaller üzerindeki baskı unsuru ABD tahvil faizlerinden yeniden Nisan-Temmuz döneminde olduğu gibi yüksek petrol fiyatları/şahin Fed ve küresel risk iştahındaki düşüşe geçiş yapmış durumda. Teknik görünümde ons altında 3.950-4.000 dolar bölgesi kritik bir destek ve alt sınır olarak karşımıza çıkmaya devam ederken, gümüşte Temmuz ayı gibi olan 55-57 dolar bölgesinin aşağı yönlü geçilmiş olması içinde bulunduğumuz düşüş trendinin gücünü koruduğuna işaret etmekte. Kısa vadede baskının bir süre daha devam edebileceğini not ediyor, AKO'lu işlemlerde ve spottan yüklü yeni girişlerde acele edilmemesini öneriyoruz. Yeni giriş yapma niyetinde olan yatırımcılarımız daha düşük oynaklığa sahip ve Temmuz diplerinin şimdilik de olsa üzerinde denge sağlamış olan ons altını tercih etmelerini öneririz.

Bu hafta küresel piyasalar açısından kritik bir haftaya giriyoruz. Fed 28 Ekim'de, Kanada Merkez Bankası 28 Ekim'de, ECB 29 Ekim'de ve BOJ 30 Ekim'de para politikası kararlarını açıklayacak. Mevcut piyasa fiyatlamasında Fed'in politika faizini %3,75-%4,00 aralığında sabit tutması güçlü ana senaryo olmaya devam ederken, Aralık ayında faiz artırımı olasılığı yaklaşık %78 seviyesinde bulunuyor. ECB tarafında %2,50 seviyesindeki mevduat faizinin korunmasını beklerken, Lagarde'ın yüksek enerji maliyetleri ile zayıflayan Euro Bölgesi büyümesi arasındaki dengeye ilişkin değerlendirmeleri önemli olacak. Ekim bileşik PMI'ın 51,9'a gerilemesi, Fransa'da ekonomik aktivitenin daralması ve istihdam artışının neredeyse durması büyüme tarafındaki riskleri artırıyor. Avrupa'da da Fed'e benzer biçimde "yüksek enflasyon-zayıflayan büyüme" ikileminin belirginleştiğini düşünüyoruz. Fed'in hemen ardından Perşembe günü açıklanacak ABD PCE enflasyonu da haftanın diğer kritik makro verisi olacak.

ABD hisse senedi piyasaları - ABD hisse piyasalarında yeni haftaya girerken geçtiğimiz hafta teknoloji sektöründe yaşanan sert satışların ardından risk iştahının henüz güçlü bir toparlanmaya işaret etmediğini düşünüyoruz. Cuma günü S&P 500 endeksi %0,52, Dow Jones %1,23 gerilerken Nasdaq 100 yataya yakın kapanış gerçekleştirdi. Ancak endeks seviyelerindeki sınırlı değişim piyasanın genel görünümünü tam olarak yansıtmıyor. S&P 500 içerisindeki şirketlerin yalnızca 135'inin günü yükselişle tamamlaması ve 11 sektörün sekizinde satış görülmesi, piyasa katılımının zayıfladığını gösteriyor. Enerji sektörünün %2,6 yükselmesine karşılık finans, sanayi ve tüketim sektörlerindeki kayıplar, yüksek petrol fiyatlarının ve finansman koşullarının şirket kârlılıklarına etkisine yönelik endişelerin arttığına işaret ediyor. Teknoloji tarafında ise yapay zeka yatırımlarının finansmanına ilişkin soru işaretleri devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Meta'nın yatırım harcamalarındaki artış ve negatif serbest nakit akışı açıklamasıyla hızlanan satışlar, büyüme beklentilerinin tek başına yüksek değerlemeleri desteklemek için yeterli görülmediğini ortaya koydu. ABD 10 yıllık tahvil getirisinin %5 civarında bulunması da uzun vadeli büyüme beklentileri üzerinden fiyatlanan şirketler açısından önemli bir baskı unsuru. Bununla birlikte teknoloji hisselerindeki son gerilemeyi henüz yapay zeka talebinde belirgin bir bozulma olarak değerlendirmiyoruz. Mevcut fiyatlama daha çok yatırımların geri dönüş süresi, finansman yapısı ve şirketlerin gelecekte yaratabilecekleri nakit akışı üzerine yoğunlaşıyor. Bu hafta Fed kararıyla birlikte açıklanacak büyük teknoloji bilançolarının, endekslerdeki son satışların ardından yatırımcı güveninin yeniden güçlenip güçlenmeyeceği açısından belirleyici olmasını bekliyoruz.

Şirket haberlerinde cuma günü American Express'in bilançosu ve telekomünikasyon sektöründe SpaceX kaynaklı rekabet beklentileri öne çıktı. American Express, üçüncü çeyrekte gelirini yıllık %9 artırarak 20,1 milyar dolara, düzeltilmiş hisse başına kârını ise 4,68 dolara yükseltti. Kartlı harcamaların %8 artışla 454 milyar dolara ulaşması, özellikle yüksek gelir grubundaki tüketicilerin harcama eğilimlerinin güçlü kaldığını gösteriyor. Seyahat ve eğlence harcamalarındaki %10'luk artışı olumlu bulurken, kredi zararlarına ilişkin karşılıkların gerilemesini de bilanço kalitesi açısından destekleyici değerlendiriyoruz. Ancak şirketin yaklaşık 3.500 kişilik istihdam azaltımı açıklaması ve faaliyet giderlerinin yıllık %9 artması, güçlü tüketici talebine rağmen maliyet yönetiminin önemini koruduğunu gösteriyor. Telekomünikasyon sektöründe ise SpaceX'in ABD genelinde yaklaşık 80 bin baz istasyonuna erişim sağlamak üzere görüşmeler yürüttüğüne ilişkin haberler, mevcut operatörlerde sert satışlara neden oldu. AT&T ve T-Mobile hisselerinde belirgin kayıplar görülürken Crown Castle ve American Tower gibi altyapı şirketleri olumlu ayrıştı. SpaceX'in olası yeni mobil şebeke yatırımları, mevcut operatörler açısından uzun vadede fiyat rekabetini artırabilecek bir gelişme. Ancak ülke genelinde kapsama alanı oluşturulması ve müşteri kazanımı uzun zaman gerektirdiğinden mevcut fiyatlamaların kısa vadeli finansal etkilerden çok gelecekteki rekabet endişelerini yansıttığını düşünüyoruz. Yeni haftada ise Verizon'un bilançosunda abone kayıpları, müşteri başına gelir ve serbest nakit akışı önem taşıyor. Cadence Design Systems'ın sonuçlarında yarı iletken tasarım yazılımlarına yönelik talebi, Celestica'da veri merkezi altyapısındaki sipariş büyümesini, Nucor'da ise sanayi faaliyetleri ve çelik fiyatlarının kârlılığa etkisini değerlendireceğiz. Bu şirketlerden gelecek sonuçlar, teknoloji dışındaki ekonomik faaliyetlerin ve yapay zeka altyapısına yönelik harcamaların seyrini birlikte görmemizi sağlayacak.

Bu haftanın en önemli gelişmesi, Microsoft, Alphabet ve Amazon'un açıklayacağı finansal sonuçlarla yapay zeka yatırımlarına ilişkin beklentilerin yeniden değerlendirilmesi olacak. Microsoft tarafında Azure gelirlerindeki büyümenin devam etmesi kadar, artan veri merkezi yatırımlarının faaliyet marjları ve serbest nakit akışı üzerindeki etkisini önemli buluyoruz. Alphabet'te reklam gelirlerinin gücü ve bulut faaliyetlerindeki kârlılık, Amazon'da ise AWS büyümesiyle birlikte perakende operasyonlarının marj performansı belirleyici olacak. Geçtiğimiz hafta Meta'nın 64,6 milyar dolarlık güçlü gelirine rağmen üçüncü çeyrekte 2,1 milyar dolar negatif serbest nakit akışı açıklaması, şirketlerin yüksek gelir büyümesini sürdürebilseler de yatırımlarının nakit yaratma kapasitesini geçebileceğini gösterdi. Ancak Meta'nın güçlü likidite pozisyonu nedeniyle bu gelişmeyi finansman sıkıntısından çok, yatırım harcamalarının nakit akışına etkisi olarak değerlendiriyoruz. Asıl riskin, benzer büyüklükte yatırımları yüksek borçlanmayla gerçekleştiren ve henüz istikrarlı nakit akışı yaratamayan şirketlerde daha yüksek olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yarı iletken ve bellek sektörlerinde yıl içerisinde kaydedilen güçlü getiriler sonrasında mevcut değerlemelerin önemli ölçüde iyimser beklentiler içerdiği görüşümüzü koruyoruz. Bu nedenle güçlü bilanço açıklanmasını tek başına yeni pozisyon için yeterli görmüyor, gelecek dönem gelir tahminleriyle birlikte faaliyet marjlarını, yatırım harcamalarını ve serbest nakit akışındaki değişimi değerlendiriyoruz. Teknoloji sektöründeki uzun vadeli büyüme potansiyelini olumlu bulmakla birlikte, kısa vadede portföy ağırlıklarını artırmak için acele etmiyoruz. Mevcut pozisyonlarda bilanço kalitesi güçlü şirketleri korumayı, yüksek borçlulukla büyüyen ve değerleme açısından pahalı kalan şirketlerde ise daha temkinli hareket etmeyi tercih ediyoruz. Teknoloji dışındaki savunma, sağlık ve temel tüketim sektörlerinde öngörülebilir kâr ve nakit akışı sunan şirketlerin portföylerdeki ağırlığının artırılmasını değerlendirmeye devam ediyoruz. Bu haftaki bilançoların ardından büyüme beklentilerinde iyileşme görülmesi ve değerlemelerin daha makul seviyelere gelmesi halinde seçici pozisyon artırımlarını değerlendirebiliriz. Ancak piyasanın mevcut yapısında her geri çekilmeyi alım fırsatı olarak görmüyoruz.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.


ForInvest Haber

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Haberler