ANALİZ- Uluslararası Piyasalar Günlük Bülten (Burgan Yatırım)

İlgili Dosyayı Görüntüle
KolayAnla Bu haberi yapay zeka ile KolayAnla

Öne Çıkan Gelişmeler

Küresel piyasalarda güçlü şirket bilançolarının desteklediği toparlanmaya karşın Orta Doğu'daki gelişmeler ve yüksek enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkileri önemini koruyor. Hürmüz Boğazı'nda petrol tankerlerine yönelik saldırıların sürmesi ve Husilerin Suudi Arabistan'daki kritik altyapıyı hedef alması, enerji arzına ilişkin riskleri artırıyor. İngiltere'nin Suudi Arabistan'ın hava savunmasına destek amacıyla bölgeye savaş uçakları göndereceğini açıklaması da güvenlik endişelerinin bölgesel ölçekte devam ettiğini gösteriyor. ABD'de ise son ekonomist anketleri, Fed'in ekim toplantısında faizleri sabit tutacağı, aralık ayında ise yeniden artırıma gideceği beklentisini destekliyor.

Enerji fiyatlarının yüksek seyri ve enflasyondaki katılık, para politikasında gevşeme alanını sınırlamaya devam ediyor. Avrupa tarafında Fransa'nın bütçe açığına ilişkin endişeler ve siyasi belirsizlikler tahvil piyasası üzerinde baskı oluştururken, artan borçlanma maliyetleri bölgenin ekonomik görünümünü zorlaştırıyor. Asya'da ise Japonya'nın eylül ayı ihracatı, yarı iletkenlere yönelik güçlü talebin desteğiyle yıllık %16,7 artmasına rağmen beklentilerin altında kaldı. Küresel ticarette teknoloji ürünlerine yönelik talep güçlü seyrini korurken, enerji maliyetleri ve finansman koşulları büyüme görünümü açısından başlıca riskler olmaya devam ediyor.

Fiyatlamalar

Dolar endeksi, ABD tahvil getirilerindeki gerilemenin etkisiyle %0,24 düşerek 101,72 seviyesinden günü tamamlarken, USD/JPY paritesi %0,21 kayıpla 158,15 seviyesine geriledi. Euro, dolar karşısında %0,22 değer kazanarak 1,1237 seviyesine yükselirken, İngiltere'de açıklanan güçlü iş gücü piyasası verilerinin sterlini desteklemesiyle EUR/GBP paritesi %0,34 düşüşle 0,8398 seviyesinden kapanış gerçekleştirdi. ABD 10 yıllık tahvil getirisi, petrol fiyatlarındaki geri çekilmenin enflasyon endişelerini bir miktar hafifletmesiyle %0,60 gerileyerek %5,11 seviyesine indi. Değerli metallerde ise dolar ve tahvil getirilerindeki düşüşe rağmen ons altın %0,37 kayıpla 4.125 dolara gerilerken, gümüş %1,59 yükselişle 57,81 dolardan günü tamamladı. Brent petrol, Orta Doğu'daki arz riskleri nedeniyle gün içerisinde yükselse de diplomatik temasların yeniden gündeme gelmesiyle kazançlarını geri vererek %0,69 düşüşle 108,79 dolardan kapandı. ABD hisse piyasalarında ise güçlü şirket bilançoları ve tahvil getirilerindeki gerileme teknoloji dışındaki sektörleri desteklerken, yapay zeka yatırımlarının finansmanına yönelik endişeler teknoloji hisseleri üzerinde baskı oluşturmayı sürdürdü. S&P 500 endeksi %0,28 yükselişle günü tamamlarken, Nasdaq 100 %0,13 geriledi. Endeksler arasındaki ayrışmada sağlık ve finans sektörlerine yönelen alımlar ile büyük ölçekli teknoloji hisselerindeki zayıf seyir belirleyici oldu.

Ekonomik Takvim

Bugün İngiltere'de açıklanan eylül ayı TÜFE verisi, yıllık %3,5 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşerek İngiltere Merkez Bankası'nın faiz görünümü açısından önem kazandı. ABD'de bilanço sezonu yoğunlaşırken AT&T, Lam Research, Texas Instruments, Southwest Airlines, Tesla ve Meta Platforms'un finansal sonuçları öne çıkıyor.

Küresel piyasalarda çarşamba gününün ana gündemini İngiltere'de beklentileri aşan enflasyon verileri, Almanya'da zayıflayan ekonomik beklentiler ve Orta Doğu'daki gelişmelerin enerji fiyatlarına etkisi oluşturuyor. İngiltere'de fiyat baskılarının yeniden güçlenmesi ve kamu borçlanmasının tahminleri aşması, İngiltere Merkez Bankası'nın faiz artırımı beklentilerinin güçlendiği bir dönemde ekonomi yönetiminin karşı karşıya olduğu zorlukları artırıyor. Almanya'da yatırımcı güveninin altı ayın ardından ilk kez gerilemesi ise yüksek enerji maliyetlerinin Avrupa ekonomisi üzerindeki etkilerini ortaya koydu. ABD tarafında konut sektöründen gelen zayıf veriler büyümeye ilişkin soru işaretlerini artırırken, Fed'in Ekim ayında faizleri sabit tutacağı beklentisi korunuyor. Küresel görünümde yüksek enerji fiyatları ile ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın birlikte belirleyici olmaya başladığını, bunun da merkez bankalarının önümüzdeki dönemdeki politika kararlarını zorlaştırabileceğini düşünüyoruz.

Günün en önemli gelişmesi İngiltere'de açıklanan Eylül ayı enflasyon verisi oldu. Yıllık tüketici enflasyonu %3,1'den %3,5'e yükselerek %3,4'lük piyasa beklentisini aşarken, çekirdek enflasyon %2,6'dan %2,8'e ulaştı. Hizmet enflasyonunun %3,4'ten %3,7'ye yükselmesi, fiyat baskılarının yalnızca enerjiyle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Özellikle ulaşım maliyetlerindeki artışın manşet enflasyonu yukarı taşıması, yüksek petrol fiyatlarının tüketici fiyatlarına yansımaya devam ettiğine işaret ediyor. Dün açıklanan istihdam verilerinde işsizlik oranının gerilemesinin ardından bugün enflasyonun da beklentileri aşması, İngiltere Merkez Bankası'nın 5 Kasım toplantısında 25 baz puanlık faiz artırımına gitme ihtimalini güçlendiriyor. Biz de mevcut verilerin politika faizinin %3,75'ten %4'e yükseltilmesini desteklediğini düşünüyoruz. Ancak büyüme görünümündeki kırılganlık nedeniyle Kasım sonrasında kesintisiz bir sıkılaşma sürecini henüz ana senaryo olarak değerlendirmiyoruz.

ABD ekonomisinde dün açıklanan Eylül ayı konut başlangıçlarının aylık %5,2 azalarak yıllıklandırılmış 1,22 milyon adede gerilemesi, yüksek finansman maliyetlerinin konut sektöründeki etkisini ortaya koydu. Tek ailelik konutlara yönelik inşaat izinlerinin %4 düşüşle son üç buçuk yılın en düşük seviyesine inmesi de önümüzdeki aylara ilişkin zayıf görünümü destekliyor. Bununla birlikte 16-20 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen Reuters anketinde 100 ekonomistin 94'ünün Fed'in bu ay faizleri sabit tutmasını beklemesi, para politikasında kısa süreli bir bekleme dönemine girileceğine işaret ediyor. Biz de 28 Ekim toplantısında faizlerin %3,75-%4,00 aralığında korunmasını, Aralık ayında ise 25 baz puanlık artışı ana senaryo olarak değerlendiriyoruz.

Döviz piyasasında ABD tahvil faizlerindeki gerilemenin etkisiyle doların son üç haftanın en düşük seviyelerine yakın seyrettiğini görüyoruz. Dolar Endeksi 101,79 seviyesinde dengelenirken, EUR/USD paritesi 1,1224 civarında işlem görüyor. Ancak Fransa'daki siyasi belirsizliklerin ve Almanya'dan gelen zayıf ekonomik beklenti verilerinin euro üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü düşünüyoruz. Önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek Fed ve ECB toplantılarında faizlerin sabit tutulması beklenirken, karar sonrasında yapılacak açıklamaların iki merkez bankasının yıl sonuna ilişkin politika beklentilerini nasıl şekillendireceği önem taşıyor. EUR/USD'de 1,1200 seviyesini ilk önemli destek olarak takip ediyoruz. Bu seviyenin altında satış baskısının artabileceğini, yukarıda ise 1,1350 bölgesi aşılmadan güçlü bir toparlanma beklemediğimizi belirtelim. Sterlin tarafında İngiltere enflasyonunun beklentileri aşması kısa vadede destekleyici olsa da artan kamu borçlanmasının bu etkiyi sınırlayabileceğini düşünüyoruz.

Tahvil piyasasında ABD'den gelen zayıf konut verileri ve petrol fiyatlarında dün yaşanan geri çekilme, uzun vadeli tahvillere yönelik talebi destekledi. ABD 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık %5,12 seviyesine gerilerken, iki yıllık tahvil faizi %4,79 civarında dengelendi. Ancak enerji fiyatlarının yeniden yükselmesi, tahvil piyasasındaki toparlanmanın devamı açısından risk oluşturuyor. Avrupa tarafında ise Fransa ile Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki farkın yaklaşık 152 baz puana ulaşması, Fransa'nın mali görünümüne ilişkin endişelerin sürdüğünü gösteriyor. İngiltere'de de kamu borçlanmasının beklentileri aşması, uzun vadeli tahvil faizleri üzerindeki riskleri artırıyor. Bugün ABD'de gerçekleştirilecek 13 milyar dolarlık 20 yıllık tahvil ihalesini bu açıdan önemli buluyoruz. İhaleye gelecek talebin zayıf kalması halinde uzun vadeli faizlerde yeniden yükseliş görülebileceğini, güçlü talebin ise son günlerdeki geri çekilmeyi destekleyebileceğini değerlendiriyoruz.

Değerli metallerde petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi ve Fed'in yıl sonuna kadar ilave faiz artırımı yapacağı beklentisinin korunması nedeniyle satış baskısı devam ediyor. Spot altın bu sabah yaklaşık 4.119 dolar seviyesinde işlem görürken, gümüş %1'in üzerinde düşüşle 57,35 dolara geriledi. Altında düşüşün dördüncü işlem gününe taşınması, jeopolitik risklerin yarattığı güvenli liman talebine rağmen yüksek faiz beklentilerinin fiyatlamalarda daha belirleyici olduğunu gösteriyor. Kısa vadede 4.100 dolar seviyesini önemli destek olarak takip ediyoruz. Bu seviyenin altında satışların derinleşebileceğini, 4.200-4.235 dolar bölgesi aşılmadıkça yukarı yönlü hareketlerin ise sınırlı kalabileceğini düşünüyoruz. Gümüşte 55-57 dolar bölgesinin korunması kısa vadeli görünüm açısından önemli olmaya devam ediyor. Değerli metallerde daha güçlü bir toparlanma için ABD tahvil faizlerindeki gerilemenin kalıcı hale gelmesi gerektiğini değerlendiriyoruz.

ABD hisse senedi piyasaları - ABD hisse piyasalarında bilanço sezonunun ilerlemesiyle birlikte sektörler arasındaki performans farklılıklarının belirginleştiğini görüyoruz. Dün S&P 500 endeksi %0,28 yükselirken Nasdaq 100'ün %0,13 gerilemesi, geçtiğimiz haftaki sert satışların ardından teknoloji hisselerine yönelik temkinli yaklaşımın devam ettiğini gösteriyor. Buna karşılık Dow Jones endeksinin yaklaşık %1, Russell 2000'in ise %1,7 yükselmesi, alımların teknoloji dışındaki sektörlere ve küçük ölçekli şirketlere yayıldığına işaret ediyor. Özellikle finans, sanayi ve tüketim odaklı şirketlerden gelen güçlü bilançolar, ABD ekonomisindeki talebin tamamen zayıflamadığını gösterirken, büyük teknoloji şirketlerinde yüksek yatırım harcamalarının kârlılık üzerindeki etkisine yönelik endişeler sürüyor. Burada önemli olan, piyasanın genelinde bir satış baskısından ziyade yatırımcıların sektör ve şirket tercihlerinde daha seçici davranmaya başlaması. ABD 10 yıllık tahvil getirisinin %5,11 seviyesine gerilemesi hisse değerlemeleri üzerindeki baskıyı bir miktar hafletse de mevcut faiz seviyesinin özellikle yüksek büyüme beklentileriyle fiyatlanan şirketler açısından hâlâ önemli olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca enerji fiyatlarındaki oynaklık, şirketlerin üretim ve finansman maliyetlerini öngörmesini zorlaştırıyor. Önümüzdeki dönemde endekslerin yalnızca birkaç büyük teknoloji şirketinin performansıyla yükselmesinden ziyade, kâr büyümesinin daha geniş bir şirket grubuna yayılmasını daha sağlıklı buluyoruz. Ancak bilanço sezonunun henüz başında olmamız ve büyük teknoloji şirketlerinden gelecek sonuçların endeks ağırlıkları nedeniyle belirleyici olmaya devam etmesi, kısa vadede oynaklığın yüksek kalabileceğine işaret ediyor.

Dün açıklanan bilançolarda en önemli mesaj, güçlü gerçekleşen finansal sonuçların tek başına hisse fiyatlarını desteklemek için yeterli olmamasıydı. Netflix üçüncü çeyrekte gelirini yıllık %12 artırarak 12,87 milyar dolara ulaştırırken, hisse başına 0,87 dolarlık kârıyla beklentileri aştı. Faaliyet marjının %34,6'ya yükselmesine rağmen şirketin yılın son çeyreğine ilişkin gelir beklentisinin piyasa tahminlerinin altında kalması ve yıllık reklam geliri hedefini 3 milyar dolardan yaklaşık 2,7 milyar dolara indirmesi, hisselerde kapanış sonrası işlemlerde %5'i aşan satışa neden oldu. Netflix özelinde bu sonuçların, yatırımcıların geçmiş dönem kârlılığından çok büyümenin devamlılığına ve gelecek dönem beklentilerine önem verdiğini gösterdiğini düşünüyoruz. Benzer bir görünüm General Motors tarafında da yaşandı. Şirket, güçlü pickup satışlarının desteğiyle üçüncü çeyrekte 4,1 milyar dolar düzeltilmiş faaliyet kârı açıklarken, 20 milyar dolarlık yeni hisse geri alım programına rağmen hisselerinde belirgin satış görüldü. Artan hammadde ve lojistik maliyetlerinin gelecek dönem kârlılığına yönelik risk oluşturması, güçlü bilançonun olumlu etkisini sınırladı. Savunma ve havacılık tarafında ise RTX, GE Aerospace ve Northrop Grumman'ın beklentileri aşan sonuçları ve yukarı yönlü güncellenen tahminleri, güçlü sipariş talebinin bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketleri desteklediğini ortaya koydu. Bugün açıklanacak bilançolarda ise Meta ve Tesla ön plana çıkıyor. Meta'nın yaklaşık 63,3 milyar dolar gelir açıklaması beklenirken, reklam faaliyetlerindeki büyümenin artan yapay zeka yatırımlarını ne ölçüde karşılayabildiğini takip edeceğiz. Tesla tarafında ise otomotiv brüt kâr marjı, enerji depolama faaliyetlerinin katkısı ve otonom sürüş yatırımlarının ticari sonuçları önemli olacak. Yarı iletken sektöründe Lam Research'ün açıklamaları bellek üreticilerinin yatırım iştahına, Texas Instruments'ın sonuçları ise otomotiv ve sanayi talebinin seyrine ilişkin önemli göstergeler sunacak. Özellikle bu iki şirketin gelecek dönem beklentileri, yarı iletken sektöründeki büyümenin ne kadar geniş bir alana yayıldığını değerlendirmemize yardımcı olacak.

Bilanço sezonunun mevcut aşamasında yatırım yaklaşımımızı belirleyen temel unsurun, şirketlerin açıkladıkları kârın büyüklüğünden çok bu kârlılığı önümüzdeki dönemlerde ne ölçüde sürdürebilecekleri olduğunu düşünüyoruz. Netflix ve General Motors örneklerinde gördüğümüz üzere, beklentilerin üzerinde açıklanan sonuçlara rağmen ileriye dönük tahminlerdeki zayıflama hisse fiyatlarında sert satışlara neden olabiliyor. Bu nedenle özellikle son yıllarda güçlü yükseliş kaydeden ve yüksek değerlemelerle işlem gören şirketlerde, yalnızca bilanço beklentilerinin aşılmasını yeni alım için yeterli bulmuyoruz. Yapay zeka sektöründe ise yatırım harcamalarının büyüme hızının gelir artışının üzerinde seyretmesi, önümüzdeki dönemde şirketler arasındaki ayrışmayı artırabilir. Mevcut operasyonlarından güçlü serbest nakit akışı sağlayan, yatırımlarını kendi kaynaklarıyla finanse edebilen ve faaliyet marjlarını koruyan şirketlerin bu süreçte daha avantajlı olacağını değerlendiriyoruz. Buna karşılık büyümesini yüksek borçlanmayla finanse eden ve yatırımlarının gelir yaratması uzun zaman alan şirketlerde risklerin daha yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte teknoloji sektörünün tamamına olumsuz yaklaşmıyoruz. Veri merkezi altyapısındaki büyüme, yarı iletken ve bellek üreticileri açısından güçlü talep yaratmaya devam edebilir. Ancak burada da sipariş büyümesiyle birlikte üretim kapasitesi, fiyatlama gücü ve marjların sürdürülebilirliğini değerlendirmek gerekiyor. Mevcut piyasa koşullarında portföylerde kârlılığı güçlü, borçluluğu yönetilebilir ve gelecek dönem beklentileri destekleyici şirketleri tercih ediyoruz. Yeni pozisyonlar açısından ise bilanço sonrası oluşabilecek fiyat hareketlerini ve değerlemeleri birlikte değerlendirerek seçici hareket etmeyi daha uygun buluyoruz. Özellikle Meta, Tesla ve yarı iletken şirketlerinden gelecek sonuçların ardından sektörün gelecek dönem kâr beklentilerinde anlamlı bir iyileşme görmeden teknoloji hisselerindeki son geri çekilmeyi genel bir alım fırsatı olarak değerlendirmiyoruz.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.


ForInvest Haber

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Haberler