ANALİZ- Uluslararası Piyasalar Günlük Bülten (Burgan Yatırım)
Öne Çıkan Gelişmeler
Küresel piyasalarda haftaya yapay zeka yatırımlarının finansmanına ilişkin artan soru işaretleri, enerji fiyatlarında yeniden görülen geri çekilme ve Çin'den gelen büyüme verileriyle başlanıyor. Yapay zeka tarafında son haftalarda yaşanan satışın merkezinde talep görünümünden çok yatırımın nasıl finanse edildiği bulunuyor. Büyük teknoloji ve veri merkezi şirketlerinin önümüzdeki yıllarda yatırım harcamalarını belirgin biçimde artırması beklenirken, yüksek tahvil faizleri ve genişleyen şirket kredi risk primleri borçla büyüyen şirketler üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu nedenle piyasanın odağı artık yatırım miktarından çok bu harcamaların ne hızla gelir ve serbest nakit akışına dönüştüğüne kayıyor. Enerji tarafında ABD'nin Rusya'ya yönelik bazı yaptırım ve tarife kısıtlamalarını gevşetmesi, Rus yakıtının küresel piyasaya daha fazla dönebileceği beklentisini güçlendirdi. Buna karşılık Hürmüz Boğazı'nda tanker saldırılarının devam etmesi ve fiziki sevkiyat maliyetlerinin yüksek kalması nedeniyle arz riskinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor. Çin ekonomisi ise üçüncü çeyrekte yıllık %4,5 büyüyerek beklentileri hafif aştı. Sanayi üretimi dirençli kalırken perakende satışlarda sınırlı toparlanma görüldü ancak emlak ve sabit sermaye yatırımlarındaki zayıflık iç talebin halen kırılgan olduğuna işaret ediyor.
Fiyatlamalar
Dolar endeksi %0,22 düşüşle 101,77 seviyesinden günü tamamlarken, tahvil faizlerindeki geri çekilme dolar üzerindeki desteği sınırladı. USD/JPY 157,97 seviyesinde yatay kalırken, EUR/USD %0,16 yükselişle 1,1238 seviyesine çıktı. EUR/GBP ise %0,23 düşüşle 0,8431 seviyesinden günü tamamladı. ABD 10 yıllık Hazine tahvil faizi %5,08 seviyesinde dengelenirken, teknoloji hisselerindeki sert satış ve riskten kaçış eğilimi tahvillere talep yaratmaya devam etti. Ons altın yataya yakın seyirle 4.165 dolar civarında kapanırken, gümüş %0,70 düşüşle 56,85 dolara geriledi. Dolar ve tahvil faizlerindeki zayıflığa rağmen değerli metallerde güçlü bir yükseliş görülmemesi, son dönemdeki yüksek oynaklığın ardından yatırımcıların pozisyonlarını azaltmayı sürdürdüğünü gösterdi. Brent petrol cuma günü Orta Doğu'daki gerilimin yeniden artması, Suudi enerji altyapısına yönelik saldırı riski ve Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarının etkisiyle %3,7 yükselerek 109,86 dolardan kapandı. Yeni haftada ise ABD'nin Rus enerji ürünlerine yönelik bazı kısıtlamaları gevşetmesiyle arz beklentileri rahatladı ve Brent 107,5 dolar bölgesine geriledi. ABD hisse piyasalarında satış baskısı özellikle teknoloji tarafında yoğunlaşırken, S&P 500 %1,09, Nasdaq 100 %2,50 düşüşle günü tamamladı. Yapay zeka yatırımlarının yüksek borçlanma ihtiyacı, artan finansman maliyetleri ve bu harcamaların ne hızla kara dönüşeceğine ilişkin soru işaretleri yarı iletken ve veri merkezi hisselerinde satışları derinleştirdi.
Ekonomik Takvim
Bugün küresel veri takvimi sakin seyrediyor. Piyasalara yön verecek önemli bir makroekonomik veri bulunmazken, bilanço tarafında da öne çıkan önemli bir şirket sonucu bulunmuyor.
Küresel piyasalarda yeni haftanın ana gündemini ABD'nin Rusya'ya yönelik enerji yaptırımlarında aldığı geri adım ve bunun petrol fiyatları üzerinden para politikası beklentilerine yansıması oluşturuyor. Trump yönetiminin Rusya'ya uygulanan bazı yaptırım ve tarifeleri geçici olarak kaldırması, küresel petrol arzının artabileceği beklentisiyle Brent petrolün geçtiğimiz hafta ulaştığı beş aylık zirvesinden gerilemesine neden oldu. Ancak Orta Doğu'da enerji altyapısına yönelik saldırıların devam etmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat sorunlarının henüz çözülmemesi, petrol fiyatlarında kalıcı bir düşüşten söz etmek için erken olduğunu gösteriyor. ABD yönetiminin bu adımını enerji maliyetlerini sınırlamaya yönelik kısa vadeli bir müdahale olarak değerlendiriyoruz. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin devam etmesi halinde tahvil piyasasındaki toparlanmanın güçlenebileceğini, ancak bölgedeki arz kesintileri sürdükçe enerji fiyatlarının küresel para politikası açısından önemli bir risk unsuru olmaya devam edeceğini düşünüyoruz.
Fed'in faiz politikasında geçtiğimiz haftanın son işlem gününde Başkan Kevin Warsh'ın açıklamalarıyla beklentilerin yeniden şekillendiğini gördük. Warsh'ın mevcut ekonomik görünümün Eylül ayındaki faiz artışı sırasında öngörülen koşullardan belirgin biçimde ayrışmadığına işaret etmesi, 28 Ekim toplantısında ilave faiz artışı beklentilerini zayıflattı. Hafta içerisinde %50'nin üzerine çıkan 25 baz puanlık faiz artışı olasılığı, cuma günü yaklaşık %15'e, yeni haftanın başlangıcında ise %13'e geriledi. Fed'in Ekim toplantısında politika faizini %3,75-%4,00 aralığında sabit tutmasını ana senaryo olarak değerlendiriyoruz. Bununla birlikte piyasanın Aralık toplantısına ilişkin faiz artışı beklentisini koruması, mevcut sıkılaşma döngüsünün tamamlandığı anlamına gelmiyor. Fed'in toplantı öncesi sessizlik dönemine girmiş olması nedeniyle kısa vadede açıklanacak ekonomik verilerin faiz beklentileri üzerindeki etkisinin daha belirgin olmasını bekliyoruz.
Avrupa tarafında Fransa'da protestoların şiddetlenmesi, ülkenin mali görünümüne ilişkin endişeleri yeniden artırıyor. Bütçe görüşmelerinde yaşanan siyasi zorluklara toplumsal protestoların eklenmesi, Fransız devlet tahvilleri üzerindeki satış baskısını güçlendirirken Almanya ile faiz farkının açılmasına neden oluyor. Fransa'nın mali sorunlarının artık yalnızca bütçe dengesiyle sınırlı olmadığını, siyasi istikrar ve kamu borcunun sürdürülebilirliği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Avrupa Merkez Bankası'nın doğrudan müdahale beklentilerini güçlendirmeyen mevcut yaklaşımı dikkate alındığında, Fransa kaynaklı risklerin kısa vadede euro üzerinde baskı yaratmaya devam etmesini bekliyoruz.
Döviz piyasasında haftanın ilk işlem gününde doların sınırlı bir toparlanma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Dolar Endeksi 101,8 seviyesinde dengelenirken EUR/USD paritesi, Fransa'daki siyasi gelişmelerin etkisiyle 1,1230 seviyesine geriledi. Geçtiğimiz hafta ABD tahvil faizlerindeki düşüş doların yükselişini sınırlamış olsa da Avrupa kaynaklı risklerin euro üzerindeki baskıyı artırdığını düşünüyoruz. EUR/USD'de 1,1200 seviyesini kısa vadeli destek olarak takip ederken, 1,1350 üzerine dönüş gerçekleşmedikçe yükselişlerin sınırlı kalmasını bekliyoruz. USD/JPY tarafında ise 158 seviyesine yakın fiyatlama devam ediyor. Japonya Merkez Bankası'nın sıkılaşma beklentileri yen açısından destekleyici olsa da ABD ile Japonya arasındaki yüksek faiz farkı paritede aşağı yönlü hareketleri sınırlıyor.
Tahvil piyasasında petrol fiyatlarındaki geri çekilmenin ardından alımların yeni haftaya taşındığını görüyoruz. ABD 2 yıllık tahvil faizi %4,72 seviyesine gerilerken, 10 yıllık tahvil faizi %5,07 civarında işlem görüyor. Özellikle uzun vadeli tahvillerde son günlerde güçlenen talep, piyasanın yalnızca Fed'in faiz kararlarına değil, yüksek borçlanma maliyetlerinin ekonomik faaliyet üzerindeki etkilerine de odaklandığını gösteriyor. Buna ek olarak ABD Hazine Bakanlığı'nın önümüzdeki dönemde uzun vadeli borçlanma miktarını azaltabileceğine ilişkin beklentiler de tahvil fiyatlarını destekliyor. Mevcut geri çekilmeyi olumlu değerlendirmekle birlikte, 10 yıllık faizlerde %5 seviyesinin altına kalıcı bir geçiş görmeden aşağı yönlü hareketin güç kazandığını söylemek için erken olduğunu düşünüyoruz.
Değerli metallerde yeni haftaya sınırlı bir toparlanmayla başlıyoruz. Spot altın, petrol fiyatlarındaki düşüş ve ABD tahvil faizlerinin gerilemesinden destek bularak 4.180 dolar seviyesine yükselirken gümüşte de alımların güçlendiğini görüyoruz. Altında kısa vadede 4.200-4.235 dolar bölgesini önemli bir direnç alanı olarak takip ediyoruz. Bu bölgenin aşılması toparlanmanın devamı açısından önemli olacak. Aşağıda ise 4.100 dolar seviyesi ilk destek konumunda bulunuyor. Gümüş tarafında son dönemde yaşanan sert fiyat hareketlerinin ardından 55-57 dolar bölgesini yakından izlemeye devam ediyoruz. Tahvil faizlerindeki gerileme değerli metalleri desteklese de Fed'in yılın son toplantısında yeniden faiz artırabileceğine ilişkin beklentilerin korunması nedeniyle kısa vadede temkinli yaklaşımımızı sürdürüyoruz.
Bu haftanın ekonomik takviminde salı günü ABD konut başlangıçları ve inşaat izinleri, çarşamba günü İngiltere enflasyonu, perşembe günü ABD haftalık işsizlik maaşı başvuruları öne çıkıyor. Cuma günü ise ABD ve Avrupa'da açıklanacak öncü imalat ve hizmet PMI verilerini takip edeceğiz. Özellikle PMI verilerinin ekonomik büyümenin seyrine ilişkin vereceği sinyallerin, 28 Ekim Fed toplantısı öncesinde tahvil ve döviz piyasalarındaki fiyatlamalar açısından belirleyici olmasını bekliyoruz.
ABD hisse senedi piyasaları - ABD hisse piyasalarında haftaya girerken cuma günkü satışın önemli tarafı, baskının yine teknoloji ve yapay zeka bağlantılı hisselerde yoğunlaşması oldu. S&P 500 %1,09 gerilerken Nasdaq 100'de kayıp %2,50'ye ulaştı. Buna karşılık ABD 10 yıllık tahvil faizinin %5,08 civarında kalması, satışın doğrudan yeni bir faiz şokundan kaynaklanmadığını gösteriyor. Son haftalarda piyasanın odağı giderek yapay zeka yatırımlarının büyüklüğünden bu yatırımların finansman kalitesine kaydı. Veri merkezi kapasitesini yüksek borçlanmayla büyüten şirketlerde kredi maliyetlerinin artması ve yatırım harcamalarının ne kadar sürede nakit akışına dönüşeceğine yönelik belirsizlik, daha önce sektörün tamamına verilen yüksek değerleme primini aşağı çekiyor. Bu nedenle son hareketi yapay zeka talebinin sona ermesi şeklinde okumuyoruz. Sorun daha çok piyasanın artık aynı tema içindeki her şirkete aynı çarpanı vermek istememesi. Güçlü bilançosu, mevcut kar üretimi ve kendi nakit akışıyla yatırım yapabilecek kapasitesi bulunan şirketlerle dış finansmana bağımlı şirketler arasında belirgin bir ayrışma oluşmasını bekliyoruz. Bu sabah vadeli işlemlerde görülen toparlanma kısa vadede satış baskısının hafiflediğine işaret ediyor ancak Nasdaq tarafında kalıcı bir dönüşten söz edebilmek için yalnızca fiyatların tepki vermesi değil, kredi piyasasında da risk primlerinin normalleşmesi gerekiyor.
Bilanço sezonunun ikinci haftasında bizim için en önemli konu şirketlerin yalnızca mevcut çeyrekte beklentiyi aşması değil, 2027 yatırım ve kar beklentilerini ne ölçüde koruyabildiği olacak. Yapay zeka tarafında şirketlerin yatırım harcamalarını artırmaya devam etmesi ilk bakışta yarı iletken ve veri merkezi zinciri açısından olumlu ancak artık piyasa bu harcamaların geri dönüşünü daha fazla sorguluyor. Önümüzdeki sonuçlarda veri merkezi talebi, sipariş görünürlüğü ve yatırım bütçeleri kadar serbest nakit akışı da önemli olacak. Şirket güçlü gelir büyümesi açıklasa bile yatırım harcamaları daha hızlı büyüyor ve bunun için yeni borçlanmaya ihtiyaç duyuyorsa piyasanın geçmişteki kadar yüksek bir değerleme vermesi zorlaşabilir. Buna karşılık mevcut faaliyetlerinden güçlü nakit üreten, borçlanma ihtiyacı sınırlı ve yatırım harcamalarını kendi bilançosundan karşılayabilen büyük ölçekli şirketlerin görece daha dirençli kalmasını bekliyoruz. Yarı iletkenlerde de benzer bir ayrım var. Son dönemdeki satışa rağmen fiziksel çip ve veri merkezi ekipmanı talebinde belirgin bir kırılma görmüyoruz. Ancak sektörün 2027 ve sonrasındaki kapasite artışının bugünkü yüksek fiyatlama gücünü ne ölçüde koruyacağı daha fazla tartışılıyor. Bu nedenle son geri çekilmeyi sektör genelinde otomatik bir alım fırsatı olarak değerlendirmek yerine, bilanço döneminde talep ile karlılığın birlikte doğrulanmasını beklemek daha doğru olur.
Daha geniş piyasada ise teknoloji dışındaki sektörlerin nasıl davrandığı önümüzdeki birkaç seans için önemli olacak. Son haftalarda sağlık, finans ve bazı tüketici hisselerinde daha dirençli bir görünüm oluşmuştu ancak cuma günkü satışın ardından bu rotasyonun devam edip etmeyeceğini görmek gerekiyor. Eğer teknoloji tarafındaki zayıflığa rağmen eşit ağırlıklı endeksler ve defansif sektörler güçlü kalırsa mevcut hareketi daha çok piyasa içi bir yeniden dağılım olarak değerlendirebiliriz. Buna karşılık satış finansal, sanayi ve tüketici hisselerine de yayılırsa, sorun yalnızca yapay zeka değerlemeleri olmaktan çıkar ve daha geniş bir risk azaltma sürecine dönüşebilir. Şimdilik bizim tercihimiz geniş tabanlı agresif alım yapmak yerine bilanço kalitesi yüksek, borçluluğu sınırlı ve nakit üretimi güçlü şirketleri taşımaya devam etmek yönünde. Özellikle yüksek borçla büyüyen teknoloji ve veri merkezi şirketlerinde daha temkinliyiz. Tahvil faizlerinin %5 civarında kaldığı bir ortamda finansman maliyeti halen yüksek ve bu nedenle şirketlerin büyüme oranından çok büyümeyi hangi sermaye yapısıyla finanse ettiği daha önemli hale geliyor. Bu haftaki bilanço sonuçları piyasanın yeniden yalnızca birkaç büyük teknoloji şirketine mi döneceğini yoksa liderliğin daha geniş bir hisse grubuna mı yayılacağını göstermesi açısından belirleyici olacak.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
ForInvest Haber
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.