Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Uçum: 2028 seçimlerinin mart ya da nisanda olabileceği büyük ölçüde netleşti
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, "Sayın Cumhurbaşkanımızın 1 Ekim'de ortaya koyduğu, geçmişte de defaatle vurguladığı yeni anayasa hedefi, artık yapım süreci olarak başlıyor. Yani 1 Ekim 2026 tarihini yeni anayasanın yapım sürecinin başlangıç tarihi olarak belirleyebiliriz." dedi.
Uçum, Çankaya Köşkü'nde basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'i dün Kurul'da ağırladıklarını anımsatan Uçum, toplantıda, Türkiye'nin yeni anayasa gündemini konuştuklarını ve Kurul'un bu dönem yeni anayasaya ilişkin yaptığı fikri çalışmaları daha da geliştirerek sürdüreceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Ekim'deki yasama yılı açılışındaki konuşmasında yeni anayasaya vurgu yaptığını hatırlatan Uçum, "28'inci dönemin kalan süresinde Türkiye siyasetinde belki Meclis'in gündeminde yani demokratik siyasi mecralarda yeni anayasa konusu artık genel değerlendirmelerden öte belki de biraz içerik kazanarak tartışılmaya başlanacak. Yeni anayasa perspektifini içeriklendirmek derken neler olması gerekir? Tabii bunlardan birincisi yeni anayasaya niye ihtiyaç var sorusunun cevabının verilmesi gerekir. Bu ihtiyaç meselesi siyasetin, elitlerin ya da entelektüellerin ihtiyacı üzerinden ele alınamaz. Bu ihtiyaç, halkın ihtiyacı olarak değerlendirilmeli ve halkın talep ve ihtiyaçları üzerinden ele alınmalı." diye konuştu.
- "2028 seçimlerinin mart ya da nisanda olabileceği büyük ölçüde netleşti"
Uçum, Türkiye'de yeni ve sivil anayasa ihtiyacının uzun yıllardır var olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla artık bu olağan gündemin giderek içeriklenebileceği, somut zeminde tartışmaların yapılabileceği bir döneme giriyoruz. Anladığım kadarıyla Cumhurbaşkanımızın 1 Ekim'de yaptığı konuşmada ortaya koyduğu perspektif ve yaklaşımlardan edindiğim izlenime göre artık yeni anayasa meselesi jenerik tartışma alanı olmaktan çıkacak, daha somut konuların tartışıldığı bir zemine oturacak. Dolayısıyla 28'inci dönemin kalan süresi bakımından yeni anayasanın fikri olgunlaşma sürecinin yaşanabileceğini öngörebiliriz. Seçimlere yaklaşık 18 ay civarında kaldı. Yani 2028 seçimlerinin mart ya da nisanda olabileceği artık büyük ölçüde netleşmiş durumda. Ona baktığımızda sonuçta 18 ay civarında yani 1,5 senelik bir süremiz var. Bu 18 ay içerisinde partiler bir mutabakat sağlayıp Cumhurbaşkanımızın dediği Büyük Türkiye Mutabakatı çerçevesinde hareket edip bir yeni anayasa çalışması yapabilirler mi? Tabii ki yapabilirler. Ancak baktığımızda bu sürenin daha çok yeni anayasanın hangi parametrelerle, ilkelerle, temellerle ele alınması gerektiği, hangi sütunlar üzerinden yükselmesi gerektiğine ilişkin fikri çalışmanın öne çıkacağı, belki bir teklif taslağının ortaya çıkmayacağı ama yeni anayasaya ilişkin geniş bir fikri müktesebatın daha somut olarak oluşabileceği bir süreç yaşanabilir."
Yeni anayasa yapmak ile anayasa değişikliğinin aynı şey olmadığını belirten Uçum, bunların kurallarının da farklı olduğunu ifade etti.
Anayasa değişikliği kurallarını hatırlatan Uçum, "Yeni anayasa yapmak demek, halkın onayına sunularak yeni anayasal sistemi devreye sokmak demektir. Bunun sebebi nedir? Yeni anayasa yapma hakkı asli kurucu irade olarak halka aittir. Meclis temsili kurucu irade olarak halk adına bu yeni anayasayı yapar. Dolayısıyla yeni anayasayı yaptığında sayısal meşruiyet açısından anayasa değişikliğinin örneğin 200 milletvekiliyle teklif kuralını, en az 360 milletvekiliyle kabul kuralını dikkate alabilir. Onun altına inmemelidir. Çünkü anayasa değişikliğinde bu sınırlar varsa yeni anayasa da en azından bu sınırlarda ya da üstünde olmalıdır. Ama isterse 600 milletvekili, 550 milletvekili kabul etsin referandumsuz yürürlüğe sokulamaz yeni anayasa. Halk oylaması olmadan yürürlüğe sokulamaz. Neden? Temsili kurucu irade, asli kurucu irade adına yaptığı anayasada son onayı kimden alacaktır? Halktan alacaktır. Halkla başlayıp halkla biten bir anayasa yapım sürecinden söz ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Halkın talep ve ihtiyaçları çerçevesinde yeni anayasa ihtiyacının tespit edilmesi gerektiğini bildiren Uçum, şunları kaydetti:
"Benim anladığım ve öngördüğüm kadarıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın 1 Ekim'de ortaya koyduğu, geçmişte de defaatle vurguladığı yeni anayasa hedefi aynı zamanda bir yapım süreci olarak da artık başlıyor. Geçmişte bir temenni olarak, bir politik vaat olarak gündemde olan bir konu, 1 Ekim 2026'dan itibaren artık bir yapım süreci olarak başlamıştır. Yani 1 Ekim 2026 tarihini biz yeni anayasanın yapım sürecinin başlangıç tarihi olarak belirleyebiliriz. Dolayısıyla bu yapım sürecinin aşamalarına da baktığımızda, 28'inci dönemin kalan süresinde yeni anayasanın içeriğinin somutlanmasına yönelik fikri seviyenin ortaya çıkabileceğini, 29'uncu dönemde de yeni anayasanın yapılabileceğini öngörebiliriz. 29'uncu dönemde yani 2028 seçimlerinden sonra oluşacak 29'uncu dönem Meclis'inde bu yeni anayasanın yüksek bir mutabakatla, Büyük Türkiye Mutabakatı'nı bir anlamda hayata geçirecek bir görünümle kabul edilmesi ve halk oyundan da yüksek bir kabulle çıkması hiç de yabana atılabilir öngörüler değildir."
Uçum, Kurul olarak bu yeni anayasanın hukuk, politik, fikri yaklaşımlarını fikri asistan mecrası olarak hem Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunmak için hem de yeni anayasa tartışmalarına pozitif katkı sağlamak için çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
- Terörsüz Türkiye süreci
Mehmet Uçum, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"un 467 milletvekilinin oyuyla kabul edildiğini anımsattı.
Bunun son derece önemli bir yasal düzenleme olduğunu ifade eden Uçum, "Bu konuda da çok önemli gelişmeler oluyor tabii. Muhtemelen bu yıl bitmeden Milli Güvenlik Kararı'nın ilanı bekleniyor. İlgili arkadaşlar, yetkili arkadaşlar bu konuda bu tip değerlendirmeleri yapıyorlar. Bundan sonra Takip ve Değerlendirme Kurulu herhalde bu süreçlerle ilgili çok daha ayrıntılı mesajları kamuoyuyla paylaşır. Ama gözüken o ki bu yıl bitmeden Milli Güvenlik Kurulu kararının ilan edilmesi kuvvetle muhtemel ve 2027'nin ilk yarısı tamamlanmadan da 6 aylık sürede yapılacakların hepsinin hayata geçeceği öngörülerden bir diğeri." diye konuştu.
- "Türk İş Kanunu'na ilişkin çalışmalarda sona gelindi"
Bir diğer önemli çalışmalarının "Türk İş Kanunu" olduğunu ifade eden Uçum, Ocak 2024'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye'de iş hukukuna ilişkin mevzuatın çok dağınık olduğuna, bunların toparlanması gerektiğine ve bir "Türk İş Kanunu"na ihtiyaç duyulduğuna dair açıklamasının olduğunu hatırlattı.
Uçum, "Cumhurbaşkanımız bizim politika belgesi taslağımızı politika belgesine dönüştürdükten ve 2024 Ocak ayında bunu kamuoyuna ilan ettikten sonra Adalet Bakanlığımız, Çalışma Bakanlığımız ve Hukuk Politikaları Kurulu'nun işbirliği içerisinde Türk İş Kanunu'na ilişkin bir çalışma başlatıldı. O çalışmalarda da büyük ölçüde sona gelindi." dedi.
Bu kanunun hayata geçmesinin ardından farklı uygulamaların ortadan kalkacağını belirten Uçum, bu konuda yıl sonuna kadar gelişmelerin olmasının beklendiğini söyledi.
Uçum, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Yeni anayasa çalışmaları kapsamında maddelerin yazılmasına başlanıp başlanmadığına dair soru üzerine Uçum, Türkiye'de yeni anayasayla ilgili çok sayıda taslak metin olduğunu dile getirdi.
Hukuk Politikaları Kurulu'nun görevinin madde madde bir taslak çalışması yapmak olmadığını belirten Uçum, Kurul'un, taslak metin oluşturulmasına katkı verebileceğini ve bugüne kadar da bu katkıyı verdiklerini söyledi.
Uçum, şöyle devam etti:
"Ben gördüğüm kadarıyla partiler, AK Parti, Cumhur İttifakı yeni anayasa yapım sürecini başlattıklarında önce bir teklif taslağıyla çıkmayacaklar. Belki de teklif taslağıyla çıkmak yerine önce anayasanın temel yaklaşımlarının tartışılması, anayasal mimari konusunda bir taban ortaklaşması oluşturulması, ondan sonra belki de bir teklif taslağının birlikte oluşturulması gibi yöntemler de devreye girebilir. O açıdan tabii ki herkesin elinde bir taslak olabilir. Ama yeni anayasa yapım sürecinde hemen başta taslaklar arası bir karşılaştırma ve yarıştırma yerine önce fikri temelin oluşturulması doğru metot olabilir."
- "Taslaklarda 2 dönem şartı korunuyor"
Uçum, yeni anayasayla ilgili taslak metinlerde Cumhurbaşkanı seçilen kişinin kaç dönem Cumhurbaşkanlığı yapacağıyla ilgili bir değişiklik olup olmadığına dair soruya "Benim gördüğüm taslaklarda bir değişiklik yok, yine 2 dönem şartı korunuyor." yanıtını verdi.
Siyasi partilerin anlaşması durumunda bu yasama döneminde, örneğin 6 ayda yeni anayasa hazırlayıp halkoyuna sunmalarının teorik olarak mümkün olduğunu dile getiren Uçum, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ama ben diyorum ki şimdi hükümet modeli konusunda farklı görüşler var. Cumhur İttifakı başkanlık hükümet modelinin devam ettirilmesi gerektiğini söylüyor. Aynı zamanda bunun da yetkinleştirilerek, geliştirilerek, eksikleri tamamlanarak devam ettirilmesi gerektiğini söylüyor. Diğer bazı partiler parlamenter sisteme dönmek gerektiğini söylüyor. Şimdi yeni yeni dillendirilen bir konu da acaba yarı başkanlık sistemi de olabilir mi konusu? Yani Fransa modeli. Şimdi bunların artık fikren tartışılması lazım. Şimdi yeni bir anayasa yaptığında sen teklifler üzerinden o ilkesel yaklaşımı belirlemeye kalkıştığında teklif yarışına, teklif çarpışmasına dönüşecek süreç. Sen yeni anayasayı en geniş kapsamda, Meclis'te temsil edilen büyük ölçüde herkesin katılabileceği bir büyük Türkiye mutabakatı içerisinde yapmak istiyorsan öncesinde örneğin bu hükümet modelinde anlaşman lazım değil mi? Hükümet modelinde anlaştıktan sonra hak ve özgürlükler sistematiğinin yeni içeriklerine ilişkin anlaşmak lazım."
"Halkın gündeminde yeni anayasa var mı?" şeklindeki soru üzerine Uçum, "Halk yeni anayasa talebini ne zaman 'ben yeni anayasa istiyorum' diye ifade etti ki? Yeni anayasa halkın gündeminde mi, değil mi meselesini halkın talep ve ihtiyaçları, geleceğe yönelik tasavvurları, siyasal sistemle ilgili beklentileri devlet işleyişine ilişkin beklentileri üzerinden kurmak gerekir." dedi.
- "Bu arkadaşların vesayet anlayışı eski MGK'da kalmış"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yasada Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla ilgili düzenlemenin yer almasının, bazı DEM Partililer tarafından "vesayet" olarak yorumlanmasına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Uçum, "Bu arkadaşların vesayet kavrayışı herhalde eski MGK'da kalmış." yanıtını verdi.
Süreçle ilgili MGK'nin üstleneceği görevlere değinen Uçum, "Bu konuyu gündeme getirenler 1982 anayasasında bir vesayet organı, bir vesayet makamı olarak oluşturulmuş Milli Güvenlik Kurulu ile bugünkü Milli Güvenlik Kurulu arasındaki farkın farkında değiller." dedi.
Eski MGK ile mevcut MGK'nin yapısı üzerinden karşılaştırma yapan Uçum, şunları kaydetti:
"Ezberler üzerinden siyaset üretilmez. Milli Güvenlik Kurulu ve Genelkurmay ile demokratik irade arasındaki ilişkide ortaya çıkan bu devrimci dönüşümleri fark etmeden, demokratik iradeyle ordu arasındaki ilişkiyi doğru bağlama oturtan bu değişiklikleri fark etmeden, Milli Güvenlik Kurulunun bu yeni yapısını fark etmeden... Siz nerede kaldınız ya? 1982 anayasasının yazıldığı dönemde mi kaldınız? Ezberlerle 'bugün Milli Güvenlik Kurulu kararı üzerinden bu sürecin yürütülmesi vesayettir' denir mi? Yüzde 50'den fazla oyla seçilen cumhurbaşkanı başkan. Onun atadığı Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve 4 bakan var. Milli Savunma Bakanı'na bağlı Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları var ve sen burada vesayet diyorsun. Kuvvet komutanlarına ve Genelkurmay Başkanına da haksızlık değil mi? Onlar demokratik iradeye göre, onlarla birlikte hareket ediyorlar. Cumhurbaşkanı iradesine göre hareket ediyorlar. Sen kimi orada vasi görüyorsun? O zaman sen yüzde 50'den fazla oyla seçilen cumhurbaşkanını vasi görüyorsun. Eğer sen yüzde 50'den fazla oyla seçilen Cumhurbaşkanına vesayet makamı diyorsan senin demokrasi anlayışın nedir? O yüzden bu ezberleri bıraksınlar. Böyle saçma itirazlarla uğraşmasınlar. Tam tersine Milli Güvenlik Kurulu kararıyla bunun ilan edilmesinin çok büyük bir güvence olduğunu bilsinler ve bu ilanın bir an önce gerçekleşmesi için çalışma yapsınlar."
Uçum, "Bu siyasi atmosferde sağlıklı bir anayasa tartışmasının yürüyebileceğini değerlendiriyor musunuz?" sorusu üzerine, siyasetin aktüel ve genel siyaset şeklinde iki boyutu olduğunu ve yeni anayasanın aktüel değil genel siyasetin konusu olduğunu söyledi.
Genel siyasette mutabakat arayışının çok daha güçlü olduğunu dile getiren Uçum, şu ifadeleri kullandı:
"Yeni anayasa tartışması, Türkiye'nin geleceğine ilişkin, Türkiye'nin önümüzdeki yüzyılına ilişkin, Türkiye Yüzyılı'na ilişkin, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılına ilişkin bir tartışmadır. Dolayısıyla Meclis'teki, Meclis dışındaki her parti Türkiye'nin geleceğine ilişkin söz söylemek ister. Türkiye'nin geleceğine ilişkin söylenen sözlerde de en yüksek mutabakat arayışı içerisine girer. Herkes kendince bir şey katmak ister geleceğin inşasına. Yeni anayasa, Türkiye'nin, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılının, Türkiye Yüzyılı'nın inşa edilmesine ilişkin bir anayasal mimari olarak inşa edilmesine ilişkin bir süreçtir. Orada mutabakat arayışının koşulları çok daha fazladır. Yeni anayasa süreci devam ederken gene aktüel siyasette bazı çatışmalar olabilir. Bazı kırılmalar olabilir. Ama yeni anayasa tartışma zemini bundan daha farklı dinamiklere göre devam edebilir."
İnfaz düzenlemesiyle ilgili son duruma ilişkin soru üzerine Uçum, bu konuda mağdurlar için tatminkar, mahkumlar için adil bir infaz hukuku oluşturmak gibi bir reformcu yaklaşım olduğunu söyledi.
Bu konuda teknik çalışmaların uzun zamandan beri Adalet Bakanlığı bünyesinde yürütüldüğünü, Kurul ile Bakanlık arasında ortak çalışmalar yapıldığını anımsatan Uçum, "Bunun kapsamının ne olacağına, kimlerin yararlanacağına ilişkin konular ancak çok somutlandığında tabii irade de alındıktan sonra nihayetinde bu yürütmenin talebi olacağı için en sonunda yürütme görevini üstlenmiş Cumhurbaşkanımızdan bu konuda da bir irade almak gerekiyor. Ondan sonra açıklanabilecek bir husus. Ama bu reformcu bir infaz hukuku yaklaşımı olsa bile başta FETÖ olmak üzere terör örgütlerinin aynı seviyede yararlanabileceği şeklinde bir beklenti oluşmasın." ifadelerini kullandı.
Uçum, "Ben tahmin ediyorum ki buna ilişkin çalışma, 28'inci dönem tamamlanmadan bir infaz hukuku reformu, bir infaz hukuku değişikliği gündeme gelecektir." dedi.
- "Hükümlü statüsü değişmeyecek, infaz süreci askıya alınmayacak"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın "Barış Sürecinde Siyasallaşma Koordinatörü" olmasını önermesini nasıl değerlendirdiği sorulan Uçum, Bahçeli'nin bu süreçte öncü rol üstlendiğine işaret etti.
Bahçeli'nin açıklamasını çok dikkatli değerlendirmek gerektiğini belirten Uçum, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terörsüz Türkiye hedefi, bizim için terörün aktif terör unsurları, destek terör unsurları, terör vesayeti, terörün dilinin tasfiyesi anlamına gelir. Öcalan da bu manayı şöyle tamamladı, 'Devlet ve toplumla bütünleşme süreci' dedi. 'Bağımsızlık yok' dedi. 'Özerklik yok' dedi. 'Kültürel hesaplar yok' dedi. Devlet ve toplumla bütünleşeceğiz. Devlet ve milletle bütünleşme süreci' dedi. Dolayısıyla bu sürecin pratiğinin de bu amaca yönelik üzerine düşen rolü yerine getirmesi için bazı görevlendirmelerin yapılması da bir gereklilik olarak ortaya çıkıyor. Bu görevlendirmeleri farklı şekillerde yorumlamamak lazım.
Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Komisyonu, Öcalan'ı görevlendirebilirdi. Yani bu komisyon, Öcalan'ı diyelim ki koordinatör olarak görevlendirdi. Bu görevlendirme, ne Öcalan'ın hükümlü statüsünü değiştiren bir görevlendirmedir, ne Öcalan'ın infaz sürecini askıya alan bir değerlendirmedir. Hükümlü statüsü de değişmeyecek, infaz süreci de askıya alınmayacak. Bu görevlendirme, devlet ve toplumla bütünleşme perspektifi doğrultusunda terörün tasfiyesine ilişkin üstlendiği rolü yerine getirmek için sağlanan bir çalışma koşulundan başka bir şey değildir. Dolayısıyla Sayın Bahçeli'nin bu değerlendirmesinin bu yönüyle de bir kıymeti olduğunun altını çizmek gerekir."
AA
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.