Bakan Kacır: Ürün ihracatımızı, bugün 283 milyar doların üzerine taşıdık

KolayAnla Bu haberi yapay zeka ile KolayAnla

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Avrupa Birliği ortak finansmanıyla yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı'nın (RSP) 2. dönemi tamamlandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, program kapsamındaki 43 projenin somut sonuçlarını, Ankara'da düzenlenen "Yeniliği Etkiye Dönüştürmek" temalı kapanış konferansında açıkladı.

ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

"Bakan Kacır, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın yaklaşık yirmi yıldır AB Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA)'nın rekabetçilik başlığında Yönetim Otoritesi ve Sözleşme Makamı olarak sorumluluk üstlendiğini belirterek, "IPA'nın birinci döneminde; 43 ilimizde 46 projeye yaklaşık 500 milyon avro kaynak sağlayarak 10 iş geliştirme merkezi, 9 ortak kullanım üretim tesisi, 8 Ar-Ge ve yenilik merkezi, 3 lisanslı depo ve bir lojistik merkezi kurduk. IPA II döneminde; 23 şehrimizde 43 projeye yaklaşık 260 milyon avro kaynak sağladık." dedi. 

Kacır, konferansın, ülkemizin kalkınmasına katkı sunacak yeni projelere ve iş birliklerine zemin hazırlayacağına, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ortaklığın daha da ilerlemesine vesile olacağına işaret ederek, dünya ekonomisinde rekabetin kurallarının baştan yazıldığı bir dönemde olunduğunu ifade etti. Eski kabullerin terk edilirken dijital teknolojilerin üretimi dönüştürdüğünü; yeşil dönüşümün, sanayinin yatırım ve finansman tercihlerini yeniden şekillendirdiğini anlatan Kacır, konuşmasında şunları kaydetti: 

YENİLİKÇİ TEKNOLOJİLER: Yenilikçi teknolojiler, yeni sektörlerin ve iş modellerinin ortaya çıkmasına öncülük ederken küresel değer zincirlerini de sil baştan şekillendiriyor. Bu yeni dönemde ülkelerin kalkınma rotasına, bilgi ve teknoloji üretme, yenilikçi fikirleri katma değere dönüştürme ve değişime öncülük etme kabiliyetleri yön veriyor. Türkiye olarak son 23 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde sanayi ve teknoloji alanında büyük bir atılıma imza attık. Planlı sanayi alanlarımızın ölçeğini ve niteliğini geliştirerek; Ar-Ge ve inovasyonu kalkınmamızın merkezine taşıyarak; nitelikli insan kaynağımızı büyüterek Türkiye'yi her geçen gün daha da çetinleşen küresel rekabet koşullarına hazırladık.

KALKINMA MODELİ: Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı kalkınma modelimizle millî gelirimizi 238 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara yükselttik. İhracatçılarımızın dünyanın dört bir yanında kurduğu ticaret ağları ve küresel pazarlara açılmalarını destekleyen adımlarımızla 2002'de 36 milyar dolar seviyesinde olan yıllık ürün ihracatımızı, bugün 283 milyar doların üzerine taşıdık. Rekabetçi üretim altyapısıyla Türkiye bugün Çin'den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçı ülke. Üretim kapasitesi, gelişmiş sanayi ve teknoloji altyapısı, nitelikli insan kaynağıyla küresel ekonominin en önemli aktörleri arasındayız. Kapılarını dünyaya açarak güçlenen, rekabetle olgunlaşan ve ortaklıklarla büyüyen Türkiye ekonomisi; sahip olduğu dinamizmle uluslararası yatırımlar ve yeni iş birlikleri için önemli fırsatlar sunuyor.

KATMA DEĞERLİ ÜRETİM: Ülkemizi dünya sahnesinde hak ettiği konuma taşıma yolculuğunda önceliğimiz yüksek teknolojidir, daha katma değerli üretimdir. Dijital dönüşümü ekonomimizin tüm sektörlerine yaymak; sürdürülebilirliği ve çevre duyarlılığını üretimden yatırıma, ticaretten teknoloji geliştirmeye kadar bütün süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası hâline getirmektir. Edirne'den Kars'a, Sinop'tan Hatay'a yurdumuzun dört bir köşesinde şehirlerimizin sahip olduğu potansiyeli katma değere, istihdama ve ihracata dönüştürmektir.

STRATEJİK ORTAKLIK: Avrupa Birliği ile köklü bir geçmişe dayanan ilişkilerimiz ve ortaklık hukukumuzu bu yolculukta ülkemiz adına stratejik bir değer olarak addediyoruz. Şüphesiz bu ortaklık, yalnızca Türkiye için değil, Avrupa Birliği için de aynı ölçüde değerli bir kazanım. Otuz yıllık Gümrük Birliği'nin sağladığı ekonomik bütünleşmeyle bugün Türk sanayisi; otomotivden makineye, beyaz eşyadan tekstile pek çok sektörde Avrupa'nın üretim ve tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası. Geçtiğimiz yıl 233 milyar dolara erişen karşılıklı ticaret hacmimiz, ekonomilerimiz arasındaki bütünleşmenin ulaştığı seviyeyi ortaya koyuyor. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkileri yalnızca ticaret rakamları ile değerlendirmek, bu köklü ortaklığın stratejik önemini ve çok boyutlu niteliğini kavramak açısından bizlere eksik bir perspektif sunar.

İNOVASYON KAPASİTESİ: Ortak bir tarihe, köklü kültürel ve beşerî bağlara; bölgesel barış ve güvenlikten enerji arzına, iklim değişikliğinden bilim ve teknolojiye uzanan geniş bir alanda ortak çıkar ve sorumluluklara sahibiz. Ülkemiz; Avrupa ailesinin parçası olarak kıtanın ortak barışı, güvenliği, istikrarı ve refahı için tarih boyunca elini taşın altına koymaktan çekinmedi. Bilim insanlarımız, Avrupalı meslektaşlarıyla ortak araştırmalara ve keşiflere imza atıyor; üniversitelerimiz ve araştırma kuruluşlarımız yürüttükleri öncü çalışmalarla kıtanın bilgi birikimine, teknolojik ilerlemesine ve inovasyon kapasitesine kıymetli katkılar sunuyor.

AB'YE TAM ÜYELİK HEDEFİ: Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefimiz, Avrupa'nın geri kalanıyla aynı çatı altında, kıtamızın yarınlarını birlikte şekillendirme irademizin ifadesi. Bu vizyon doğrultusunda AB programlarını ve katılım öncesi mali iş birliği mekanizmalarını; tam üyelik hedefimiz doğrultusunda ilişkilerimizi güçlendiren, ortak önceliklerimizi somut proje ve yatırımlara dönüştüren stratejik araçlar olarak görüyoruz. Bakanlığımız, yaklaşık yirmi yıldır AB Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA)'nın rekabetçilik başlığında Yönetim Otoritesi ve Sözleşme Makamı olarak sorumluluk üstleniyor. IPA kapsamında yürüttüğümüz mali iş birliğiyle ülkemizin kalkınma önceliklerini somut projelere dönüştürüyor, kurumlarımızın ve işletmelerimizin kapasitesini geliştiren kalıcı yatırımları hayata geçiriyoruz. 

IPA BİRİNCİ DÖNEMİ: IPA'nın birinci döneminde, bölgesel kalkınmayı hızlandırmaya ve KOBİ'lerimizin rekabet gücünü artırmaya odaklandık. 43 ilimizde 46 projeye yaklaşık 500 milyon avro kaynak sağlayarak 10 iş geliştirme merkezi, 9 ortak kullanım üretim tesisi, 8 Ar-Ge ve yenilik merkezi, 3 lisanslı depo ve bir lojistik merkezi kurduk. Hayata geçirdiğimiz yatırımlarla bugüne kadar 20 binden fazla KOBİ'yi modern üretim altyapılarıyla buluşturduk; 300 yeni işletmenin kurulmasına öncülük ettik. İşletmelerimizi daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmak üzere 14 binden fazla KOBİ'mize 1 milyar avroluk kredi hacmi oluşturduk; girişimlerimize 50 milyon avroluk yatırım desteği sağladık. Turizmde önemli potansiyele sahip Şanlıurfa, Mardin ve Siirt gibi şehirlerimizde tarihî ve kültürel mirası koruyan, turizm altyapısını geliştiren ve şehirlerimizin uluslararası tanınırlığını artıran projelere imza attık. Yeni turizm cazibe merkezleri oluşturarak şehirlerimizin sahip olduğu eşsiz değerleri ekonomik fırsatlara dönüştürdük; turizmden elde edilen gelir ve istihdamın artmasına zemin hazırladık. 

IPA İKİNCİ DÖNEMİ: 2014–2020 dönemini kapsayan ve bugün kapanışını gerçekleştirmekte olduğumuz IPA II döneminde ise Millî Teknoloji Hamlemiz hedefleri doğrultusunda Ar-Ge ve inovasyon kapasitemizi geliştirmeye, sanayimizin yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandırmaya ve yenilikçi fikirlerin ticarileşmesini desteklemeye odaklandık. İlk dönemde bölgesel kalkınma odağıyla yürüttüğümüz programı ülke geneline yaygınlaştırarak KOBİ'lerimizi ileri teknoloji altyapılarıyla buluşturmayı, araştırma ve yenilikçilik faaliyetlerini katma değerli üretime dönüştürmeyi önceliklendirdik. Bu kapsamda 23 şehrimizde 43 projeye yaklaşık 260 milyon avro kaynak sağladık. Üretimin ve sanayinin öncü şehirlerinden Bursa'da, kompozit malzeme ve teknik tekstil alanlarında tasarım ve prototip üretim kabiliyetlerimizi yükselttik. Havacılık ve raylı sistemlerde önemli bir kümelenmeye sahip Eskişehir'de, ileri prototipleme altyapılarıyla sanayicilerimizin yeni ürün geliştirme imkânlarını genişlettik. Tarım makineleri üretiminde köklü birikime sahip Konya'yı akıllı tarım teknolojileriyle buluşturduk. Ülkemizin sanayi, ticaret ve girişimcilik merkezi İstanbul'da, Endüstriyel Tasarım ve Prototipleme Merkezi'ni girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin hizmetine sunduk. Bilim ve teknolojinin öncü şehirlerinden Ankara'da, yenilikçi teşhis ve tedavi teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik araştırma altyapılarını güçlendirdik.

ENERJİ TEKNOLOJİLERİ: Yenilenebilir enerji teknolojilerinde önemli bir üretim kapasitesine sahip İzmir'de, temiz enerji ekipmanları üreten işletmelerimizin kümelenmesine ve uluslararası pazarlara açılmasına öncülük ettik. Çini ve seramik sanatının köklü merkezlerinden Kütahya'da, geleneksel üretim birikimini dijital tasarım ve yenilikçi ürün geliştirme imkânlarıyla bir araya getirdik. Tarımsal zenginlikleriyle öne çıkan Giresun ve Şanlıurfa'da, gıda test ve analiz laboratuvarlarıyla yerel ürünlerimizin kalite standartlarını yükseltecek altyapılar kurduk. Gastronomi ve gıda sanayisindeki birikimiyle öne çıkan Gaziantep'te, Antep fıstığının işlenmesinde verimliliği artıracak pilot üretim tesisini hayata geçirdik. Tunceli'de nadir toprak elementlerinin yüksek teknolojili uygulamalarda değerlendirilmesine yönelik araştırma imkânlarımızı genişlettik.

TEKNOLOJİ ALTYAPISI: 25 Ar-Ge ve yenilik merkezi, 3 dijital dönüşüm merkezi, 8 ortak kullanım tesisi ile 3 test ve analiz merkezinden oluşan kapsamlı bir teknoloji altyapısını sanayicilerimizin, araştırmacılarımızın ve üniversitelerimizin hizmetine sunduk. Bu altyapılarla binden fazla KOBİ'mizi ileri teknoloji imkânlarıyla buluşturduk; sekiz binden fazla işletme ve girişimcimize eğitim, danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunduk. Üniversitelerimiz, araştırma kuruluşlarımız ve sanayicilerimiz arasında 80'e yakın araştırma ortaklığının kurulmasına öncülük ederek 200'den fazla yenilikçi ürün ve prototipin geliştirilmesinin, 40 ürünün ticarileşmesinin önünü açtık. Merkezlerimizde yürüttüğümüz özgün Ar-Ge çalışmalarıyla 40 patentin tescilini sağlayarak ülkemizin teknoloji geliştirme ve fikrî mülkiyet kapasitesini ileriye taşıdık.

SOMUT BAŞARI HİKAYELERİ: Gururla ifade edebiliriz ki hayata geçirdiğimiz yatırımların meyvelerini, somut başarı hikâyeleriyle topluyoruz. Program kapsamında oluşturduğumuz kapasite ve kabiliyet; diğer AB Programlarını etkin şekilde değerlendirmemize de imkân tanıyor. Dünyanın en büyük sivil Ar-Ge programı olan Ufuk Avrupa'da, 2021'den bu yana ülkemiz kuruluşlarının yer aldığı 992 projeyle 496 milyon avroluk fon desteğini ülkemize kazandırdık. Kuruluşlarımız 85 projede konsorsiyum koordinatörlüğü üstlenerek Avrupa'nın araştırma ve yenilikçilik ekosisteminde yalnızca katılımcı değil, uluslararası araştırma ortaklıklarına liderlik eden ve yenilikçi projelere yön veren aktörler olarak sorumluluk üstlendi.

FİNANSMANA ERİŞİM: İşletmelerin ve KOBİ'lerin Rekabet Edebilirliği Programı (COSME) ve devamındaki Tek Pazar Programı-COSME ile işletmelerimizin finansmana erişimini, uluslararası iş ağlarına katılımını ve yeni pazarlara açılmasını destekledik. Bugüne dek toplam 243 bin 654 KOBİ, COSME Programı kapsamında sunulan finansal araç ve proje desteklerinden yararlandı. Ulusal koordinatörü olduğumuz "Dijital Avrupa Programı" ile sanayicilerimizin, girişimcilerimizin ve üniversitelerimizin program kapsamında kurulan kritik altyapılara erişimini sağlıyoruz. Bu iş birliği sayesinde araştırmacılarımız ve kurumlarımız, Avrupa'nın önde gelen süper bilgisayar altyapılarında bugüne dek yaklaşık 100 milyon dolar değerinde hesaplama kapasitesinden ücretsiz yararlandı.

AVRUPA DİJİTAL İNOVASYON MERKEZLERİ: Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri ağına katılan 8 konsorsiyumumuzla KOBİ'lerimizin, girişimci ve kamu kurumlarımızın dijital dönüşümüne hız kazandırıyoruz. Bu noktada, IPA II ile Dijital Avrupa Programı arasındaki güçlü sinerjiyi vurgulamak isterim. IPA II kapsamında kurulan teknoloji ve inovasyon altyapılarını Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri Ağı'na entegre ederek bu yatırımların sürdürülebilirliğini güçlendiriyor; merkezlerin Avrupa çapında bilgi, iş birliği ve finansman imkanlarından daha etkin yararlanmasını sağlıyoruz. Türkiye ile Avrupa Birliği'nin birlikte oluşturduğu bu birikimi koruyarak, geliştirerek ve yeni fırsatlarla buluşturarak önümüzdeki döneme taşımakta kararlıyız. 

IPA ÜÇÜNCÜ DÖNEMİ: Bu anlayışla IPA III döneminde imalat sanayiinin dijital dönüşümünü destekliyor; yeşil dönüşüm, kaynak verimliliği ve araştırma kapasitesini güçlendirecek projeler yürütüyoruz. AB iş birliğiyle kurulan merkez ve altyapılarımızın kapasitelerini güçlendirmek amacıyla Sektörel Gelişim Merkezi (SEGEM) Destek Programı gibi ulusal destek mekanizmalarını hayata geçiriyoruz. Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu (TIDIP) ile AB ile yeşil dönüşüm alanında geliştirdiğimiz iş birliğini uluslararası finans kuruluşlarını da kapsayacak şekilde daha ileri bir düzeye taşımak arzusundayız. IPA III kapsamında TIDIP için sağlanacak 5,7 milyon Avroluk AB desteğinin, platformun güçlenmesine ve sanayimizin karbonsuzlaşma yatırımları için daha fazla finansmanın mobilize edilmesine katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yirmi yılda oluşturduğumuz bu güçlü birikimi ilerletmek, ortaklığımızı yeni nesil teknolojiler ve stratejik yatırımlarla derinleştirmektir. Avrupa Birliği'nin 2028–2034 mali dönemine yönelik Küresel Avrupa ve Avrupa Rekabetçilik Fonu çalışmalarını bu bakımdan yakından takip ediyoruz. Yeşil dönüşümden dijital teknolojilere, sağlık ve biyoteknolojiden savunma sanayii ve uzaya uzanan geniş bir yelpazede Türkiye'nin kalkınma hedefleri, Avrupa'nın yeni dönem öncelikleriyle güçlü bir uyum gösteriyor. Bu potansiyeli karşılıklı kazanımlar üreten yeni ortaklıklara, stratejik yatırımlara ve uzun vadeli iş birliklerine hep birlikte dönüştürmeliyiz.

NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞI: Türkiye, sahip olduğu üretim altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle bu alanlarda Avrupa'nın stratejik hedeflerine doğrudan katkı sağlayacak konumda. Açıkça ifade etmek gerekirse; son 20 yılda Avrupa ekonomisi verimlilik artışında küresel rakiplerinin gerisinde kaldı. Yenilikçilik açığı, ileri teknolojilerde yaşanan rekabet kaybı ve yenilikçi girişimlerin büyüme aşamasında karşılaştıkları güçlükler, Avrupa'nın ekonomik dinamizmini sınırlandırdı. Avrupa'nın küresel rekabette yeniden öne çıkması üretim kapasitesini geliştirmesine, teknolojik yenilikleri ticari başarıya dönüştürmesine ve değer zincirlerini daha dayanıklı hâle getirmesine bağlı.

GENÇ VE DİNAMİK NÜFUS: Türkiye, genç ve dinamik nüfusu, gelişmiş sanayi altyapısı, girişimcilik ekosistemi ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle Avrupa'nın bu ihtiyaçlarına cevap verebilecek çok büyük bir potansiyele sahip. Avrupa'nın rekabet gücünü yeniden artırma hedefine ilerlerken Türkiye'nin imkân ve kabiliyetlerinden en ileri düzeyde yararlanılması, her iki tarafın da ortak menfaatine. İnanıyorum ki Avrupalı dostlarımızla tüm süreçlerde, özellikle şimdilerde çokça gündemimizde olan Avrupa Sanayii Hızlandırıcı Yasası, bu gerçeklerden hareketle yeni mali dönemi Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ortaklığı daha ileri taşımak için önemli bir fırsat olarak değerlendirecekler. Beklentimiz, ülkemizin adaylık statüsünü, Avrupa ekonomisiyle bütünleşmiş yapısını ve geride bıraktığımız yirmi yılda hep birlikte oluşturduğumuz kurumsal birikimi gözeten, karşılıklı kazanımları esas alan bir mali iş birliği modelinin hayata geçmesi.

YENİ UFUKLAR AÇAN PROJELER: Bakanlık olarak Türkiye'nin ihtiyaçlarına ve potansiyeline uygun, stratejik yatırımları finansmanla buluşturan, bilim ve teknoloji alanındaki ortaklıklarımıza yeni ufuklar açan projeleri Avrupa Birliği ile birlikte tasarlamaya ve uygulamaya hazırız. Bugün bir dönemin kapanışını gerçekleştiriyoruz. Ancak birlikte oluşturduğumuz bilgi birikimi, teknolojik altyapı ve çalışma kültürü, gelecekte hayata geçireceğimiz çok daha büyük başarıların temelini teşkil ediyor. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki bu kıymetli ortaklığın önümüzdeki dönemde yeni yatırımlarla, yeni teknolojilerle ve milletlerimizin refahına hizmet eden somut kazanımlarla daha da ileriye taşınmasını temenni ediyorum.


Bakan Kacır, Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında farklı sektörlere yönelik projelerin yer aldığı stantları inceledi, bilgi aldı.

Konferansa; Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, AB Türkiye Delegasyonu Küresel Bağlantısallık, Kapsayıcı Büyüme ve Yeşil Kalkınma Bölüm Başkanı Valentina di Sebastiano ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Müdürü Ahmet Halit Hatip de katıldı. Etkinlik; kamu, özel sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcileri ile proje yürütücülerini bir araya getirdi. 

43 PROJE, 260 MİLYONLUK FİNANSMAN
Programın IPA II döneminde 43 projeye yaklaşık 260 milyon avro tutarında finansman sağlandı. Otonom araç teknolojilerinden hedefli kanser tedavilerine, dijital fabrikalardan yapay zekâ uygulamalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede yürütülen projeler kapsamında Türkiye genelinde önemli çıktılar elde edildi. 

3 BİNDEN FAZLA İSTİHDAM
3 binden fazla yeni istihdam oluşturuldu. 25 yeni Ar-Ge ve teknoloji altyapısı kuruldu. 98 inovasyon ve teknoloji transfer yapısı desteklendi. 1.113 KOBİ'ye doğrudan hizmet verildi. 40 yeni ürün ticarileştirilerek ekonomiye kazandırıldı.


ForInvest Haber

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Haberler