ANALİZ- Uluslararası Piyasalar Günlük Bülten (Burgan Yatırım)

İlgili Dosyayı Görüntüle
KolayAnla Bu haberi yapay zeka ile KolayAnla

Uluslararası Piyasalar

Öne Çıkan Gelişmeler

Küresel piyasalarda bugün para politikası beklentileri ile Orta Doğu kaynaklı enerji riskleri arasındaki denge öne çıkıyor. New York Fed Başkanı John Williams, yıl sonuna kadar bir faiz artışının daha uygun olabileceği görüşünü korurken, mevcut görünüm altında 2027'de ilave sıkılaşmaya ihtiyaç görmediğini belirtti. Williams'ın enerji ve tarifelerden kaynaklanan fiyat baskılarının gelecek yıl azalabileceğine yönelik değerlendirmesi, son haftalarda tahvil piyasasında artan daha agresif Fed beklentilerini bir miktar sınırladı. Buna karşılık ABD'de enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkisi halen belirgin ve para politikasının yönü açısından fiyat baskılarının ekonominin geneline yayılıp yayılmadığı kritik olmaya devam ediyor. Orta Doğu'da ise Husilerin Saudi Aramco'nun Dhahran'daki yönetim merkezini hedef alması, son günlerde havalimanlarına yönelik saldırılarla yükselen gerilimi doğrudan enerji altyapısına taşıdı. Saldırıda üretim tesislerinde kesinti yaşandığına ilişkin bir açıklama bulunmasa da Suudi enerji altyapısının hedef haline gelmesi bölgedeki arz riskini yeniden artırıyor. Avrupa tarafında ECB Başkanı Christine Lagarde, enerji kaynaklı enflasyonun henüz ücretler ve diğer fiyat kalemleri üzerinden belirgin ikinci tur etkiler yaratmadığını belirtirken, Banka'nın bu konuda temkinli kalacağını söyledi. Fransa'daki yüksek borçlanma maliyetleri konusunda ise çözümün öncelikle maliye politikasından gelmesi gerektiğini vurguladı.

Fiyatlamalar

Dolar endeksi %0,35 düşüşle 102,21 seviyesinden günü tamamlarken, New York Fed Başkanı John Williams'ın 2027'de ilave faiz artışına ihtiyaç görmediğini belirtmesi dolar üzerindeki faiz desteğini bir miktar zayıflattı. USD/JPY %0,17 düşüşle 158,30 seviyesine gerilerken, EUR/USD %0,39 yükselişle 1,1198, EUR/GBP ise %0,03 artışla 0,8448 seviyesinden günü tamamladı. ABD 10 yıllık Hazine tahvil faizi %5,21 seviyesine gerilerken, Williams'ın daha ılımlı mesajları ve yatırımcıların bugün açıklanacak TÜFE verisi öncesinde tahvillere yönelmesi uzun vadeli getirilerde sınırlı rahatlama sağladı. Ons altın %0,26 düşüşle 4.160 dolara, gümüş ise %1,88 kayıpla 58,98 dolara geriledi. Tahvil faizleri ve doların birlikte gerilemesine rağmen değerli metallerdeki satış, ABD enflasyon verisi öncesinde pozisyon azaltılması ve son dönemdeki güçlü yükselişin ardından kar realizasyonunun öne çıktığını gösterdi. Brent petrol ise yaklaşık %0,9 düşüşle 105,7 dolar civarında günü tamamladı. Suudi Arabistan'daki enerji altyapısına yönelik Husi saldırıları fiyatlara destek verirken, Rus yakıtının küresel piyasalara yeniden dönme ihtimali ve fiziki petrol akışının devam etmesi yükselişi sınırladı. ABD hisse piyasalarında S&P 500 %0,02 ile yataya yakın negatif kapanırken, Nasdaq 100 %0,31 geriledi. Banka bilançolarının karışık görünümü ve yapay zeka yatırımlarının finansmanına ilişkin soru işaretleri endeksleri baskılarken, tahvil faizlerindeki geri çekilme satışların derinleşmesini engelledi. Özellikle yarı iletken hisselerinde son günlerde görülen zayıflık teknoloji tarafındaki baskının sürmesine neden olurken, piyasanın odağı bugün açıklanacak ABD enflasyon verisine ve bilanço sezonunun devamına çevrildi.

Ekonomik Takvim

Bugün ABD'de eylül ayı TÜFE verisi piyasaların ana odağında olacak. Bilanço tarafında ise sezon yoğun şekilde devam ediyor. Bank of America ve Morgan Stanley sonuçlarının yanı sıra BlackRock ve ASML finansalları da günün öne çıkan şirket bilançoları arasında yer alıyor.

Küresel piyasalarda Salı gününün ana fiyatlama temasını petrol fiyatlarında yaşanan sınırlı geri çekilme, ABD tahvil faizlerindeki düşüş ve doların 18 ayın zirvesinden uzaklaşması oluşturdu. Orta Doğu'daki jeopolitik riskler ve enerji arzına ilişkin endişeler gündemde kalmaya devam ederken, yatırımcıların odağı bugün açıklanacak ABD enflasyon verilerine çevrildi. Öte yandan IMF'nin yayımladığı küresel ekonomik görünüm ve finansal istikrar raporları, yüksek kamu borçları, artan finansman maliyetleri ve yapay zekâ yatırımlarına yönelik risklerin altını çizdi. ABD'de üçüncü çeyrek bilanço sezonunun büyük bankalarla başlaması ve teknoloji hisselerindeki oynaklık da risk iştahını sınırladı. Bu çerçevede piyasalarda Fed'in faiz patikası, enerji kaynaklı enflasyon baskıları ve uzun vadeli tahvil faizlerinin seyri arasındaki ilişkinin belirleyici olmaya devam ettiğini görüyoruz.

Fed cephesinde Ekim ayında faizlerin sabit tutulması ana senaryo olmaya devam ederken, Aralık ayında ilave sıkılaşma beklentisinin güçlü kaldığını görüyoruz. New York Fed Başkanı Williams enflasyonu kontrol altına almak için yıl sonuna kadar bir faiz artırımının daha gerekebileceğini ancak 2027 yılında yeni bir artırıma ihtiyaç duymadığını belirtti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Waller ise uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişin enflasyon beklentilerindeki bozulmadan ziyade güçlü büyüme görünümünü yansıttığını ifade etti. Salı günü piyasalarda Ekim ayında 25 baz puanlık faiz artırımı olasılığı yaklaşık %19, Aralık ayına kadar artırım ihtimali ise %88 seviyesinde fiyatlandı.

Döviz piyasasında doların son dönemdeki güçlü yükselişine ara verdiğini gördük. Dolar Endeksi yaklaşık %0,4 gerileyerek 102,18 seviyesine inerken, Pazartesi günü test ettiği 18 ayın zirvesinden uzaklaştı. Petrol fiyatlarının gerilemesi ve ABD tahvil faizlerindeki düşüş doları zayıflattı, EUR/USD 1,1200 çevresine toparlandı. Eurodaki sınırlı güçlenmede Fransa'nın mali görünümüne ilişkin endişelerin bir miktar hafiflemesi etkili olsa da Avrupa ekonomisinin düşük büyüme görünümü ve yüksek enerji maliyetleri ortak para birimi açısından risk oluşturmaya devam ediyor. Japon yeni tarafında ise doların zayıflaması ve Japonya Merkez Bankası'nın para politikasına ilişkin beklentiler sınırlı toparlanmayı destekledi. Fransa kaynaklı risklerin azalması EUR/USD'yi 1,1350-1,1400 bölgesine taşıyabilir ancak bu aralık üzerinde şimdilik kalıcılık beklemiyoruz. Bu gelişmeyi bir ralli katalizöründen ziyade son düşüşü dengeleyecek bir iyileşme olarak değerlendiriyoruz.

Tahvil piyasasında petrol fiyatlarındaki gerileme ve ABD enflasyon verisi öncesindeki temkinli görünümle alımlar güçlenirken, ABD 10 yıllık tahvil faizi %5,19'a kadar geriledikten sonra bu sabah %5,22, 30 yıllık faiz ise %5,57 civarında dengelendi. Avrupa'da da faizler gerilerken Almanya 10 yıllık faizi %3,44'e, Fransa 10 yıllık faizi %4,83'e indi. Geçtiğimiz hafta ABD 10 yıllık faizinin %5,36 ile yaklaşık 24 yılın zirvesini görmesinin ardından yaşanan geri çekilmeyi olumlu bulsak da yüksek bütçe açıkları, artan kamu ve teknoloji şirketleri borçlanmaları ile IMF'nin dikkat çektiği finansal istikrar riskleri nedeniyle bu hareketi henüz kalıcı bir düşüş eğilimi olarak değerlendirmiyoruz.

Petrol piyasasında gün boyunca Rusya'dan ilave dizel arzı ihtimali ile Orta Doğu'da devam eden arz risklerinin karşılıklı fiyatlandığını gördük. Brent petrol üç günlük yükselişin ardından 105,69 dolara yükseldi. ABD ile Rusya arasında enerji tedarikine yönelik gelişmeler Brent üzerinde aşağı yönlü baskı oluştururken, Hürmüz Boğazı çevresindeki tanker saldırıları ve Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düşüşü sınırladı. Özellikle küresel dizel piyasasında arz sıkışıklığının sürmesi dikkat çekiyor. Ham petrol fiyatlarındaki sınırlı gerilemeye rağmen dizel fiyatlarının yükselmesini, enerji maliyetlerinin enflasyona yansıması açısından önemli bir risk olarak değerlendiriyoruz. IMF petrol fiyatlarının 2027'nin ilk çeyreğine kadar 130 doların üzerinde kaldığı olumsuz senaryoda küresel büyümenin gelecek yıl yaklaşık 0,5 puan daha düşük gerçekleşebileceğini belirtti. Brent petrolde 100 dolar seviyesini enflasyon ve Fed beklentileri açısından kritik eşik olarak izliyoruz. Petrolün bu seviyenin üzerinde kalıcı olması merkez bankalarının sıkı para politikası yaklaşımını desteklerken, fiyatlarda belirgin bir gerileme görülmesi ABD tahvilleri ve değerli metaller açısından daha olumlu bir ortam yaratabilir.

Değerli metallerde dolar ve ABD tahvil faizlerindeki gerilemenin altını desteklediğini, gümüşün ise daha zayıf bir performans sergilediğini gördük. Spot altın gün içerisinde 4.180 dolar çevresinde işlem görürken, gümüş ise 60 doların hemen altında kalarak altından negatif ayrıştı. Kısa vadede altında 4.000 dolar seviyesi, gümüşte 55-57 dolar bölgesini önemli teknik bölgeler olarak izlerken, ABD enflasyonunun beklentilerin altında kalması ve uzun vadeli tahvil faizlerinin gerilemesi halinde her iki metalde de toparlanmanın güçlenebileceğini değerlendiriyoruz. ABD tahvil faizlerinin son dönemdeki zirve seviyelerinde kalmaya devam etmesi ise altın ve gümüşte Eylül'den bu yana süregelen baskının korunmasına yol açabilir.

Hafta ortasının gündem maddesini ABD Eylül TÜFE verisi oluşturuyor. Piyasa beklentisi manşet enflasyonun yıllık %3,6'ya yükselmesi, çekirdek enflasyonun ise aylık %0,2 artması yönünde bulunuyor. Perşembe günü açıklanacak üretici fiyatları ve perakende satış verilerinin yanı sıra Fed Başkanı Kevin Warsh'ın IMF toplantıları kapsamında yapacağı açıklamalar da faiz patikasına ilişkin beklentileri şekillendirecek. Fed cephesinde piyasalar Ekim toplantısının pas geçilmesi akabinde ise Aralık'ta 25 baz puanlık faiz artışı senaryosunu artık tamamen fiyatlamış durumda. Bugünkü enflasyon verisinde bu baz senaryoyu değiştirecek bir sonuç beklemeyiz. Global piyasalar açısından belirleyici unsurun ABD tahvillerinin veriye ne yönde tepki vereceği olacak.

ABD hisse senedi piyasaları - ABD hisse piyasalarında bugün yönü belirleyecek ilk başlık eylül TÜFE verisi olacak. Piyasa manşet enflasyonun enerji fiyatlarının etkisiyle aylık %0,6, yıllık yaklaşık %3,6 seviyesine hızlanmasını bekliyor. Son haftalarda 10 yıllık tahvil faizinin %5'in üzerine yerleşmesi zaten değerlemeler üzerinde ciddi bir iskonto yaratırken, beklentiyi aşan bir TÜFE verisi ekim toplantısında faiz artışı ihtimalini yeniden kuvvetlendirebilir ve özellikle uzun vadeli kar beklentileri üzerinden fiyatlanan büyüme hisselerinde baskıyı artırabilir. Buna karşılık çekirdek kalemlerde daha kontrollü bir görünüm görülmesi, John Williams'ın 2027'de ilave faiz artışına ihtiyaç olmayabileceği yönündeki mesajıyla birleşerek tahvil faizlerinde bir miktar daha rahatlama sağlayabilir. Dün S&P 500 yataya yakın, Nasdaq 100 ise %0,31 düşüşle kapanırken, piyasadaki asıl kırılganlığın endeks seviyesinden çok sektör dağılımında olduğunu düşünüyoruz. Finansallar bilanço sezonuyla birlikte daha fazla ağırlık kazanırken, yarı iletkenlerde son günlerde yaşanan satışlar yüksek değerlemeli teknoloji şirketlerinde beklenti eşiğinin ne kadar yükseldiğini gösteriyor. Bu nedenle bugünkü TÜFE'yi yalnızca Fed açısından değil, piyasanın hangi değerleme çarpanını kabul etmeye devam edeceği açısından da önemli görüyoruz. Enflasyonun beklenti dahilinde kalması halinde odak hızla şirket bilançolarına dönebilir, yukarı yönlü sürprizde ise yüksek çarpanlı büyüme hisselerinde son günlerde gördüğümüz değerleme sıkışmasının devam etmesi daha olası.

Banka bilançolarında dün ilk sonuçlar genel olarak operasyonel açıdan güçlü ancak hisse fiyatlaması açısından daha karışık bir tablo verdi. Goldman Sachs ve Citigroup beklentilerin üzerinde sonuçlar açıklarken, JPMorgan'da özellikle sabit getirili ürünlerdeki trading performansı ve bazı gelir kalemleri beklentilerin altında kaldı. Buna rağmen sektör genelinde tüketici harcamalarının dirençli kaldığını, net faiz gelirlerinin yüksek faiz ortamından destek aldığını ve hisse senedi trading gelirlerinin güçlü seyrettiğini görüyoruz. Bugün Bank of America ve Morgan Stanley bu tablonun ikinci ayağını oluşturacak. Bank of America'da net faiz geliri ve kredi kartı müşterilerinin ödeme davranışı kadar dün açıklanan 1,2 milyar dolarlık düzenleyici cezanın bilanço üzerindeki etkisi de fiyatlanacak. Ceza üçüncü çeyrek kara yaklaşık 17 sent hisse başına negatif etki yaratıyor ancak asıl önemli konu bankanın mevduat maliyetlerini ve kredi kalitesini nasıl yönettiği olacak. Morgan Stanley'de ise yatırım bankacılığı ve özellikle hisse trading gelirleri daha kritik. Son aylardaki yüksek piyasa oynaklığı trading gelirlerini desteklerken, birleşme ve satın alma faaliyetlerinin aynı hızla toparlanmaması yatırım bankacılığı tarafında daha sınırlı bir görünüm yaratabilir. BlackRock tarafında ise bakacağımız ana gösterge varlık büyüklüğünden çok net para girişlerinin kalitesi olacak. İkinci çeyrekte yönetilen varlıkların 15 trilyon doları aşmasının ardından ETF girişleri ve özel piyasa ürünlerine yönelik talebin devam edip etmediği, küresel risk iştahının ne kadar kalıcı olduğunu görmek açısından önemli. Dolayısıyla bugün finansallarda yalnızca kar rakamlarının beklentiyi aşıp aşmadığına değil, yüksek tahvil faizlerine rağmen müşteri davranışının ve sermaye piyasası faaliyetlerinin ne kadar güçlü kaldığına bakacağız.

Yarı iletken tarafında ise ASML'nin bu sabah açıkladığı sonuçlar son günlerdeki yapay zeka finansmanı tartışmalarına oldukça önemli bir karşılık verdi. Şirket dördüncü çeyrek için beklentilerin üzerinde satış öngörürken, yapay zeka kaynaklı siparişlerin gücü nedeniyle 2027 ve 2028'de müşteri talebinin tamamını karşılayamayabileceğini belirtti. Daha da önemlisi, müşterilerin artık 2028 sonrasını konuşmaya başladığını ve 2029-2030 dönemine uzanan sipariş ilgisinin bulunduğunu görüyoruz. Bu, Broadcom CEO'sunun son açıklamalarında gündeme getirdiği finansman ve aşırı yatırım risklerini ortadan kaldırmıyor ancak yapay zeka altyapısının gerçek ekipman talebinde henüz belirgin bir zayıflama olmadığını gösteriyor. Burada iki farklı hikayeyi ayırmak gerekiyor. Birincisi, veri merkezi ve ileri seviye çip üretimi için fiziki kapasite ihtiyacı halen çok güçlü. İkincisi, bu kapasitenin hangi sermaye maliyetiyle finanse edildiği ve son kullanıcı tarafında ne kadar gelir yarattığı konusunda piyasa daha fazla kanıt istiyor. ASML sonuçlarını bu nedenle yarı iletken zinciri açısından temel talebin halen güçlü olduğuna yönelik olumlu bir sinyal olarak değerlendiriyoruz. Buna rağmen son günlerdeki sert satış sonrasında sektörde geniş tabanlı alım için yalnızca güçlü sipariş rakamını yeterli görmüyoruz. Bugünkü TÜFE sonrasında faizler yeniden yukarı giderse, güçlü operasyonel sonuçlara rağmen değerleme baskısı devam edebilir. Buna karşılık enflasyon verisinin tahvil faizlerini rahatlatması ve ASML'nin güçlü sipariş görünümünün diğer üreticiler tarafından da teyit edilmesi halinde, son günlerde satış baskısı gören yarı iletkenlerde daha sağlıklı bir toparlanma zemini oluşabilir.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.


ForInvest Haber

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Haberler