ANALİZ- Uluslararası Piyasalar Günlük Bülten (Burgan Yatırım)
Öne Çıkan Gelişmeler
Küresel piyasalarda bugün tahvil faizlerinin yeniden yükselmesi, yapay zeka yatırımlarının giderek daha fazla borç finansmanına dayanması ve İran kaynaklı jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını yeniden yukarı taşıması öne çıkıyor. Fed'in eylül toplantısına ait tutanaklar faiz artırımının oy kullanan üyelerin tamamının desteğini aldığını gösterirken, katılımcıların çoğu yıl sonuna kadar bir artış daha yapılmasının uygun olabileceğini değerlendirdi.
Buna rağmen son dönemde gelen daha zayıf istihdam verileri nedeniyle piyasa ekim toplantısında yeni bir artışı düşük olasılıkla fiyatlıyor. Uzun vadeli tahvil getirileri üzerindeki baskının kaynağı ise yalnızca Fed değil. ABD Hazinesi'nin yüksek borçlanma ihtiyacına ek olarak büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısını finanse etmek amacıyla tahvil piyasasına yönelmesi, yatırımcıların önümüzdeki dönemde karşılaşacağı arzı artırıyor.
SpaceX'in yaklaşık 40 milyar dolarlık finansman arayışının yanında Broadcom ve diğer büyük teknoloji şirketlerinin de yüksek tutarlı borçlanma planları, yapay zeka yatırım döngüsünün finansman tarafını daha önemli hale getiriyor. Jeopolitik tarafta ise Beyaz Saray'ın Pentagon'dan ara seçimler öncesinde İran'a karşı uygulanabilecek yeni saldırı seçenekleri hazırlamasını istediği yönündeki haberler petrol fiyatlarını yeniden yukarı taşıdı. Hürmüz ve Basra Körfezi'nde tankerlere yönelik saldırıların artması ve ABD'de kasırga nedeniyle üretimin bir bölümünün durması enerji arzına ilişkin risk primini yükseltirken, yüksek petrol fiyatlarının enflasyon ve tahvil faizleri üzerindeki etkisi yeniden piyasanın ana başlıklarından biri haline geldi.
Fiyatlamalar
Dolar endeksi %0,40 yükselişle 102,24 seviyesinden günü tamamlarken, Fed'in eylül toplantı tutanaklarının üyelerin faiz artırımına güçlü destek verdiğini göstermesi dolar talebini artırdı. USD/JPY %0,02 düşüşle 158,05 seviyesinde yatay bir kapanış yaparken, yen tarafında yüksek ABD faizleri ile Japonya Merkez Bankası'nın normalleşme beklentileri arasındaki denge devam ediyor. EUR/USD %0,56 düşüşle 1,1096 seviyesine gerilerken, doların güçlenmesine Avrupa'daki mali ve siyasi belirsizliklerin euro üzerindeki baskısı eşlik etti. EUR/GBP de %0,10 düşüşle 0,8473 seviyesinden günü tamamladı.
ABD 10 yıllık Hazine tahvil faizi gün içinde %5,36 seviyesine kadar yükseldikten sonra %5,28 çevresinde dengelendi. Fed tutanaklarında yıl sonuna kadar bir faiz artışının daha uygun olabileceği görüşünün ağırlık kazanması, yüksek enerji fiyatları ve ABD'nin artan borçlanma ihtiyacı uzun vadeli getiriler üzerindeki baskıyı koruyor. Ons altın %1,26 düşüşle 4.111 dolara, gümüş ise %2,62 kayıpla 59,58 dolara geriledi. Doların güçlenmesi ve reel faizlerin yüksek seyretmesi değerli metallerde kar satışlarını öne çıkarırken, gümüşteki daha sert hareket sanayi metallerindeki risk iştahının da zayıfladığını gösterdi. Brent petrol günü yatay seyirle 104,08 dolardan tamamlarken, Orta Doğu'dan petrol akışının dirençli kalması fiyatları sınırladı.
Buna karşılık Hürmüz ve Basra Körfezi'nde artan saldırılar ile İran'a yönelik yeni ABD operasyonu ihtimalinin gündeme gelmesi aşağı yönlü hareketin kalıcı olmasını engelledi. ABD hisse piyasalarında son dönemdeki rekor serisi kesintiye uğrarken S&P 500 %0,22, Nasdaq 100 %0,21 düşüşle günü tamamladı. Tahvil faizlerinin yeniden çok yıllı zirveleri test etmesi ve petrol fiyatlarının yüksek seviyelerini koruması, özellikle yüksek değerlemeli hisselerde kar satışlarını artırdı.
Ekonomik Takvim
Bugün ABD'de haftalık işsizlik maaşı başvuruları, Euro Bölgesi'nde ise ECB'nin eylül ayı para politikası toplantı tutanakları takip edilecek. Bilanço tarafında PepsiCo finansalları öne çıkarken, jeopolitik tarafta İran, Hürmüz Boğazı ve Orta Doğu'daki gelişmeler piyasaların odağında olacak.
Küresel piyasalarda Çarşamba gününün ana temasını Fed tutanaklarının enflasyon konusunda şahin bir tablo ortaya koymasına rağmen Ekim ayında faiz artırımının ana senaryo olmaktan çıkması ve uzun vadeli tahvil faizlerinin çok yıllı zirvelerde kalması oluşturdu. Eylül toplantısının tutanakları faiz artırımının gerekçesi konusunda Fed üyeleri arasında görüş ayrılığı bulunduğunu gösterirken, üyelerin çoğu yıl sonuna kadar bir artış daha yapılmasını uygun görüyor. Bazı üyeler enerji ve diğer arz şoklarının enflasyona yayılmasını önlemek için sıkılaşmayı savunurken, daha şahin üyeler talep kaynaklı enflasyonun da güçlendiği görüşünde. Buna rağmen son dönemde açıklanan zayıf istihdam ve enflasyon verilerinin ardından piyasa 28 Ekim toplantısında faizlerin %3,75-%4,00 aralığında sabit tutulmasını ana senaryo olarak fiyatlıyor. Ekim ayında 25 baz puanlık artırım olasılığı yaklaşık %19, Aralık toplantısında artırım ihtimali ise yaklaşık %85 seviyesinde bulunuyor.
Döviz piyasasında FOMC tutanaklarının enflasyon risklerini öne çıkarması ve uzun vadeli ABD faizlerinin yüksek kalması doları destekledi. Dolar Endeksi çarşamba günü yaklaşık %0,3 yükselirken, bu sabah 102,25 ile 18 ayın zirvesine yakın seyrediyor. EUR/USD Fransa'nın mali görünümüne ilişkin endişelerin de etkisiyle dün yaklaşık %0,6 geriledikten sonra bu sabah 1,1200 civarında bulunuyor. USD/JPY 158,2 çevresindeki yüksek seyrini koruyor. Fed'in Ekim ayında pas geçmesinin dolar üzerinde beklenebilecek baskıyı sınırlı görüyoruz çünkü Aralık artırımının güçlü biçimde fiyatlanması ve ABD 10 yıllık faizinin %5'in üzerinde kalması doların faiz avantajını koruyor. Euro açısından ise daha önce kritik destek olarak takip ettiğimiz 1,1350 seviyesinin altında kalındığı sürece aşağı yönlü risklerin devam etmesini bekliyor, kısa vadede 1,1065'i destek olarak izliyoruz.
Tahvil piyasası küresel fiyatlamanın merkezinde kalmaya devam ediyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi gün içerisinde %5,364 ile 24 yılın zirvesine çıkarken, 30 yıllık faiz de %5,67 civarına ulaştı. Günün ikinci yarısında gerçekleştirilen 39 milyar dolarlık 10 yıllık tahvil ihalesine güçlü talep gelmesi satışları sınırladı ve 10 yıllık faiz günü yaklaşık %5,28 seviyesinde tamamladı. İhalede talep/arz oranının 2,77 ile son altı ihale ortalaması olan 2,54'ün üzerinde gerçekleşmesini %5,30 çevresinde yatırımcı talebinin oluşmaya başladığına dair olumlu bir sinyal olarak değerlendiriyoruz. Bununla birlikte iki yıllık faizin %4,77 civarına gerilerken uzun vadeli faizlerin yüksek kalması getiri eğrisini dikleştiriyor. Bu durum piyasanın yalnızca Fed faiz patikasını değil, yüksek bütçe açıkları, artan kamu ve şirket tahvil arzı ile kalıcı enflasyon riskleri nedeniyle uzun vadeli tahviller için daha yüksek getiri talep ettiğini ortaya koymakta.
Tahvil arzının artması, teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek için büyük ölçekli borçlanmaya yönelmesi ve enerji kaynaklı enflasyon baskısının devam etmesi kısa vadede faizlerin yüksek kalmasına neden olabilir. Fed'in Ekim'de pas geçmesi tek başına küresel finansal koşullarda belirgin bir gevşeme yaratmayabileceğini, bunun için 10 yıllık faizin yeniden %5'in altına dönmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Petrolde gün içerisinde yeniden yükselen jeopolitik risk primine rağmen Uluslararası Enerji Ajansı'nın stratejik stokların piyasaya sürülmesini hızlandırma kararı fiyatları aşağı çekti. IEA daha önce açıklanan stok kullanımının hızlandırılması halinde yaklaşık 100 milyon varilin piyasaya ulaşabileceğini belirtirken, özellikle dizel arzına öncelik verileceğini açıkladı. ABD ham petrol stoklarının beklentilerin aksine 3,2 milyon varil azalması ve Orta Doğu'daki saldırıların sürmesi ise düşüşü sınırladı. Brent'te 100 dolar seviyesini küresel enflasyon görünümü açısından kritik eşik olarak takip etmeye devam ediyoruz.
Değerli metallerde güçlü dolar ve yüksek tahvil faizlerinin baskısı belirginleşti. Spot altın %1,2 düşüşle 4.113,89 dolara gerileyerek 5 Ağustos'tan bu yana en düşük seviyesini gördü, gümüşte satış daha sert gerçekleşti ve spot fiyat %3 düşüşle 59,86 dolara indi. Fed'in Ekim ayında faiz artırma ihtimalinin oldukça düşük olmasına rağmen Aralık artırımının güçlü biçimde fiyatlanması, doların 18 ayın zirvesine yaklaşması ve 10 yıllık faizin %5,30 civarında kalması faiz getirisi olmayan değerli metalleri baskılıyor. Çin Merkez Bankası'nın Eylül ayında da altın alarak alım serisini 23. aya taşıması ise altın açısından yapısal destek oluşturmaya devam ediyor. ABD tahvil faizlerinde aşağı yönlü kalıcı bir trend değişimi olmadan değerli metaller üzerindeki baskı bir süre daha devam edebilir. Piyasa görüşümüz bu varlık sınıfına kademeli geçişlerin yapılabileceği yönünde olmaya devam etmek ile birlikte henüz yukarı yönlü bir dönüş için katalizörlerin yokluğunda bu yöndeki adımlarda temkinli ilerlenmesi faydalı olabilir.
ABD hisse senedi piyasaları - ABD hisse piyasalarında dün görülen sınırlı geri çekilmeyi mevcut yükseliş trendinin bozulmasından çok, faiz ve enerji tarafındaki risklerin yeniden fiyatlanması olarak değerlendiriyoruz. S&P 500 %0,22, Nasdaq 100 %0,21 düşerken asıl önemli hareket küçük ölçekli şirketlerde ve faiz hassas sektörlerde görüldü. Russell 2000'in daha belirgin gerilemesi, mortgage faizlerinin yeniden yükselmesiyle konut hisselerinde satışların artması ve sanayi sektörünün zayıf kalması, %5,3 çevresindeki 10 yıllık tahvil faizinin şirketler arasında giderek daha fazla ayrışma yarattığını gösteriyor.
Büyük ölçekli şirketler yüksek nakit üretimi sayesinde faiz baskısını daha rahat karşılayabilirken, borçlanmaya daha bağımlı şirketlerin finansman maliyeti aynı hızla yükseliyor. Petrolün yeniden 102 doların üzerine çıkması da ikinci bir baskı oluşturuyor. Enerji fiyatlarının yüksek kalması yalnızca Fed beklentilerini değil, havayolu, lojistik, tüketici ve bazı sanayi şirketlerinin maliyet yapısını da etkiliyor. Bu nedenle mevcut piyasa ortamında endeks seviyesinden çok şirketlerin faiz ve enerji maliyetlerine karşı ne kadar dayanıklı olduğuna bakmayı daha doğru buluyoruz. Bilanço sezonuna girerken gelir büyümesi güçlü kalsa dahi, finansman giderleri veya girdi maliyetleri nedeniyle marj tahminlerini aşağı çeken şirketlerde piyasanın toleransının düşük olmasını bekliyoruz. Buna karşılık fiyatlama gücü yüksek, borçluluğu kontrollü ve serbest nakit akışı güçlü şirketlerin yüksek faiz ortamında görece daha iyi ayrışabileceğini düşünüyoruz.
Bugünün şirket tarafındaki en önemli göstergelerinden biri PepsiCo bilançosu olacak. Şirket özelinde mesele yalnızca çeyreklik gelir ve hisse başına karın beklentiyi aşması değil. Kuzey Amerika atıştırmalık işinde hacimlerin ne ölçüde toparlandığı, fiyat indirimlerinin talebi destekleyip desteklemediği ve marjların bu süreçte nasıl korunduğu daha önemli olacak. PepsiCo hissesi yıl başından bu yana zayıf performans gösterirken, şirketin değerlemesi de son yılların düşük seviyelerine gerilemiş durumda.
Buradaki temel sorun talebin geçici olarak zayıflamasından daha geniş. GLP-1 ilaçlarının yaygınlaşması, tüketicilerin daha sağlıklı ürünlere yönelmesi ve yüksek fiyatların atıştırmalık tüketimini baskılaması, özellikle Frito-Lay tarafında iş modelinin yeniden sorgulanmasına yol açıyor. Şirket Lay's ve Doritos gibi önemli markalarda fiyatları aşağı çekerken, protein ve lif içeriği yüksek yeni ürünlerle portföyü değiştirmeye çalışıyor. Buna rağmen yatırımcıların görmek istediği şey yeni ürün lansmanından çok hacimlerde gerçek bir dönüş ve marjlarda istikrar. Piyasa üçüncü çeyrekte yaklaşık 25 milyar dolar gelir ve 2,29 dolar civarında hisse başına kar bekliyor.
Ancak bizim için daha kritik nokta yönetimin yıllık organik büyüme beklentisini koruyup korumayacağı ve Kuzey Amerika'daki hacim baskısının dibe yaklaşıp yaklaşmadığı olacak. PepsiCo'nun güçlü marka portföyü ve nakit üretimi savunmacı niteliğini koruyor ancak düşük değerleme tek başına yeterli değil. Hissede daha kalıcı bir yeniden değerleme için hacim, fiyatlama ve marj tarafında aynı anda iyileşme görmek gerekiyor.
Teknoloji tarafında ise son birkaç gündür fiyatlanan yapay zeka hikayesinin bugün daha farklı bir aşamasına geçtiğini düşünüyoruz. Tartışma artık yalnızca çip talebinin ne kadar güçlü olduğu değil, bu yatırım döngüsünün hangi ölçüde borçla finanse edildiği ve yüksek faiz ortamında sermaye getirisinin ne olacağı. SpaceX'in yaklaşık 40 milyar dolar, Broadcom'un ise çok daha yüksek tutarlı finansman arayışlarının gündeme gelmesi, yapay zeka altyapısındaki yatırım büyüklüğünün sermaye piyasalarının geneli açısından da önemli hale geldiğini gösteriyor. Büyük teknoloji şirketlerinin kendi nakit kaynakları bu yatırımların önemli bölümünü karşılayabiliyor ancak ekosistem genişledikçe veri merkezi, ağ ekipmanı, enerji altyapısı ve çip alımları için kullanılan borcun da hızla büyüdüğünü görüyoruz.
ABD Hazinesi zaten yüksek miktarda borçlanırken şirketlerin de aynı yatırımcı tabanından kaynak araması, uzun vadeli faizlerin yüksek kalmasına katkı sağlayabilir. Bu nedenle yapay zeka yatırımlarını halen güçlü bir büyüme teması olarak görüyoruz ancak bundan sonraki aşamada yatırım harcamasının büyüklüğünden çok sermaye getirisine odaklanacağız. Önümüzdeki bilanço sezonunda şirketlerin yalnızca yatırım bütçelerini artırması piyasa için yeterli olmayabilir.
Yatırımcıların veri merkezi harcamalarının ne hızla gelire dönüştüğünü, serbest nakit akışının ne ölçüde korunduğunu ve borçlanmanın bilanço üzerindeki etkisini daha fazla sorgulamasını bekliyoruz. Bu ortamda geniş tabanlı teknoloji alımından ziyade kar üretimi halihazırda güçlü, yatırım harcamalarını kendi nakit akışıyla karşılayabilen ve değerleme tarafında beklentilerin tamamen kusursuz sonuçlara dayanmadığı şirketleri daha sağlıklı buluyoruz.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
ForInvest Haber
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.