ANALİZ- Günlük Piyasa Bülteni (İktisatbank)

ABD'de faizler zirvede, Avrupa'da siyaset ısınıyor; içeride faiz indirimi ufukta

  • ABD'de uzun vadeli tahvil faizlerinin son 20 yılın zirvelerine yaklaştığını bir süredir bültenlerimizde işliyoruz. Fed'in yaklaşık 3 yıl aradan sonra yeniden faiz artırmak zorunda kalmasının ardından, ABD ekonomi yönetimini de sancılı bir sürecin beklediğini düşünüyoruz. 40 trilyon doları aşan kamu borcunun yıllık faiz yükü yaklaşık 1 trilyon dolara ulaşırken, haber akışında devletin topladığı her 5 dolar verginin yaklaşık 1 dolarının borç faizine gittiğini okudum. Çözümün bir yolu elbette harcamaları kısmak ve bütçe açığını azaltmak olsa da bunun siyasi açıdan kolay bir tercih olmadığı da ortada. Diğer bir yol ise Fed'in tahvil alımlarıyla uzun vadeli faizleri baskılaması ve enflasyonun bir süre yüksek kalmasına izin verilerek borcun reel değerinin zaman içinde eritilmesi. Ancak ikinci tercihin enflasyon riskini daha da artırabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.
  • ABD'de faizlerin enflasyonun altında tutulması tercih edilirse, tahvillerin reel getirisi düşecektir. Finans literatüründe 'financial repression' (finansal baskılama) olarak adlandırılan bu yaklaşım, yüksek kamu borcunun reel değerinin zaman içerisinde eritilmesine dayanıyor. Bu noktada yatırımlarının enflasyon karşısında erimesini istemeyen yatırımcıların fiziki varlıklara yönelebileceğini düşünüyoruz. Buna doların değer kaybetmesi veya ABD'nin borçlarını nasıl çevireceğine yönelik endişelerin de eklenmesi, altını yeniden ön plana çıkarabilir. Tersi durumda ise tahvil faizleri enflasyondan daha hızlı yükselir ve reel faizler artarsa, faiz getirisi olmayan altın üzerinde baskı oluşabilir. Dolayısıyla altının yönü açısından yalnızca ABD tahvil faizlerinin yükselip yükselmediğine değil, enflasyondan arındırılmış reel faizlerin hangi yöne gittiğine de bakmak gerekecek. Bugünlerde kıymetli metaller her ne kadar keyifsiz bir seyir izlese de, orta vadeli bakış açımızla olumlu görüşümüzü korumaya devam ediyoruz. Altın ve gümüşün ons fiyatları bu sabah sırasıyla 4,140 ve 61 dolar seviyelerinde yatay seyretmeye devam ediyor.
  • Dün gözler TÜİK tarafından açıklanan eylül ayı enflasyon verisine çevrildi. TÜFE artışı %2,0 olan piyasa beklentisinin altında kalarak %1,84 olarak gerçekleşti. Böylelikle manşet enflasyon %29,73 seviyesine gerileyerek yaklaşık 5 yılın ardından psikolojik bir eşik olan %30'un altına sarktı. Son dönemlerde TCMB'nin de dikkat çektiği üzere iç talepteki keskin yavaşlamanın enflasyon kanadında da kendisini gösterdiğini düşünüyoruz. Öte yandan, iç talepte görülen yavaşlamanın fon krizinin ardından daha da belirgin bir hâl almasını bekliyoruz. Paranın dönüş hızı (velocity) da dikkate alındığında fon krizinin faturasının sanılandan daha büyük olduğunu düşünüyoruz. Bu bağlamda TCMB'nin 22 Ekim tarihinde sonuçlanacak olağan PPK toplantısında en az 100 baz puan faiz indirimine soyunmasını beklediğimizin de altını kalınca çizelim.
  • Enflasyon verisinin piyasalar tarafından da olumlu karşılandığını gördük. 22 Ekim tarihinde TCMB'den faiz indirimi beklentileri artınca Borsa İstanbul bankacılık endeksi günü %3'e yakın yükselişle tamamladı. Faiz indiriminin ufukta görünmesiyle 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi yaklaşık 75 baz puan gerileyerek %39,75 seviyesine geriledi. On yıllık faiz de yaklaşık 20 baz puan gerilerken, beş yıl vadeli CDS risk primi 258 baz puan seviyesinde kaldı. Risksiz faiz olarak görülen ABD tahvil faizlerinde görülen yükselişe içeride CDS risk priminin de eklenmesiyle, Türkiye'nin 10 yıl vadeli eurobond getirisi %8 seviyesine geldi. USDTRY kuru ise otoritenin kontrolünde 49,15 seviyesinde bebek adımlarıyla yükselirken, paritenin de yardımıyla EURTRY kuru 55 seviyelerinin diplerine gevşedi. 
  • Brezilya'da seçim sonuçlarının piyasa yansıması oldukça sert oldu. İlk turda anketlerin aksine Lula'nın önünde çıkan Bolsonaro'nun %47 oy alması ve partisinin Kongre'de de güç kazanması, seçilmesi hâlinde kamu harcamalarının kısılması, özelleştirmeler ve vergi indirimleri gibi piyasa dostu reformların önünün açılabileceği beklentisini artırdı. Yüksek kamu açığı yerine mali disiplin ve reform beklentisinin satın alınmasıyla Brezilya borsası %9'a yakın yükselirken, Brezilya reali dolar karşısında %4'ten fazla değer kazandı. Ülkenin 5 yıllık CDS risk primi 20 baz puan kadar gerilerken, JPMorgan da Brezilya hisselerine yönelik tavsiyesini ağırlık artır seviyesine yükseltti. Henüz seçimin bitmediğinin altını çizelim. Bolsonaro ile Lula 25 Ekim'de ikinci turda karşı karşıya gelecek. 
  • Menü bugün oldukça kalabalık. Fransa'nın ardından İspanya'da da siyaset ısınıyor. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ülkede giderek büyüyen konut krizinin de etkisiyle 29 Kasım'da erken seçime gitme kararı aldı. Özellikle büyük şehirlerde kiraların ve konut fiyatlarının hızla yükselmesi uzun süredir ciddi bir sorun. Son haftalarda protestolar ülke geneline yayılırken, Sanchez hükûmetinin kiracıları korumak ve konut sorununa çözüm bulmak amacıyla hazırladığı düzenlemeler de parlamentodan geçmedi. Parlamentoda yeterli desteği bulamayan Sanchez, çözümü seçmene gitmekte buldu. Ancak bu karar oldukça riskli görünüyor. Anketler, merkez sağ Halk Partisi'nin (PP) önde olduğunu ve aşırı sağcı Vox'un desteğiyle hükûmeti kurabilecek çoğunluğa ulaşabileceğini gösteriyor. Avrupa'nın birçok ülkesinde sağ ve aşırı sağ partilerin son yıllarda güç kazandığını görüyoruz. Fransa'daki siyasi ve mali belirsizliğin piyasaları zaten tedirgin ettiği bir dönemde, şimdi gözler İspanya'ya çevrilecek. 29 Kasım seçimi yalnızca ülkenin yeni hükûmetini değil, Avrupa siyasetinde son dönemde belirginleşen sağa yönelişin devam edip etmeyeceğini görmek açısından da önemli olacaktır.
  • Avrupa'da tahvil piyasasındaki huzursuzluk ortak para birimi euro üzerinde aşağı yönlü baskı kurmaya devam ediyor. Sorunun merkezinde, yüksek kamu borcu ve bütçe açığını azaltmakta zorlanan Fransa bulunuyor. Yatırımcıların Fransız tahvillerinden çıkıp güvenli liman olarak Alman tahvillerine yönelmesiyle iki ülkenin 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki fark, 2010-2012 Euro Bölgesi borç krizinden bu yana en yüksek seviyelere yaklaştı. Fransa riskinin bulaşıcılık etkisiyle İtalya'nın Almanya ile faiz farkı da belirgin şekilde açılmaya başladı. Bunun sonucu olarak dün bir ara EURUSD paritesi 1,12 seviyesinin altına gerileyerek son 17 ayın en düşük seviyesini test etti. Bir taraftan yükselen enerji maliyetleri ve enflasyon, diğer taraftan artan borçlanma maliyetleri ve siyasi belirsizlikler kıta Avrupasını zorlarken, ECB'nin de işini hâliyle zorlaştırıyor. Fransa kaynaklı riskin Avrupa geneline yayılıp yayılmayacağı euronun seyri açısından da kritik olacaktır. EURUSD paritesinde teknik mânâda yön aşağıya görünse de, aşırı satım bölgesine geldiğimizi de göz ardı etmeyelim.
  • Hisse senetleri piyasasından ise küresel anlamda teknoloji önderliğinde iyimserlik devam ediyor. ABD'de Nasdaq endeksi, zayıf istihdam verisinin Fed'in ekim ayında faiz artıracağı beklentisini azaltmasıyla rekor seviyede kapanırken, yapay zekânın ağır sikleti Nvidia %2'den fazla yükselerek 5,76 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaştı. Yeni güne başlarken, Pasifik'in diğer ucunda Asya piyasalarının da ABD borsalarını takip ettiğini ve Güney Kore borsası hâriç genele yayılmış bir iyimserliğin hâkim olduğunu görüyoruz. 
  • Hisse senetleri cephesinde yapay zekâ iyimserliği itici güç olmaya devam ederken, iyimserliğe tahvil piyasasının eşlik edemediğini itiraf etmemiz gerekiyor. Enflasyon ve ABD'nin artan borç yüküne ilişkin endişelerle 10 yıllık tahvil faizi %5,35'i, 30 yıllık faiz ise %5,70'i görerek 24 yılın zirvesini yeniledi. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı ise 100 dolar civarında dengelenirken, kripto cephesinde ise Bitcoin 86 bin doların kıyısında beklemeye devam ediyor. BTCXAU paritesi Bitcoin lehine yükselmeye devam ettiğini de not edelim. 
  • Nobel Ödülleri haftası başladı. 2026'nın ilk ödülü Tıp/Fizyoloji alanında Karl Deisseroth, Peter Hegemann ve Georg Nagel'e, sinir hücrelerinin ışık kullanılarak kontrol edilmesini mümkün kılan optogenetik alanındaki çalışmaları nedeniyle verildi. Keşfin temelinde tek hücreli bir algde bulunan ve ışığa tepki veren bir proteinin yattığını okuyoruz. Bilim insanları bu mekanizmayı sinir hücrelerine uyarlayarak, beyindeki belirli sinir hücrelerinin faaliyetlerini ışıkla kontrol etmeyi başardı. Böylece hangi sinir hücrelerinin hafıza, duygu ve davranış gibi süreçlerde rol oynadığı çok daha ayrıntılı biçimde araştırılabilecek. Nobel Komitesi de yöntemin beynin çalışma biçimini anlamada yeni bir dönem açtığına dikkat çekiyor. Nobel haftası bugün Fizik ödülüyle devam edecek, ardından Kimya, Edebiyat ve Barış ödülleri açıklanacak. Bizim açımızdan merakla beklenen Nobel Ekonomi Ödülü ise 12 Ekim Pazartesi günü açıklanacak.




ForInvest Haber

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Haberler