ABD tahvil faizleri %5'in üzerinde: Analistler henüz mali kriz sinyali görmüyor
ABD'de Hazine tahvili faizlerinin onlarca yılın en yüksek seviyelerine çıkması, artan borçlanma maliyetlerinin kamu borcunu kontrolden çıkarabileceği yönündeki endişeleri artırdı. Ancak bazı analistler, mevcut görünümün henüz yakın bir mali krize işaret etmediğini belirtiyor.
Gösterge 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi %5'in üzerinde seyrederken, federal hükümetin 2026 mali yılının ilk 11 ayındaki net faiz giderinin yaklaşık 1,05 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor.
"Borç sarmalı" endişesi
Committee for a Responsible Federal Budget Başkanı Maya MacGuineas, yüksek faizlerin kamu borçlanma maliyetlerini artırarak kendi kendini besleyen bir döngü yaratabileceği uyarısında bulundu.
MacGuineas, faiz giderlerinin daha fazla borçlanmayı, borçlanmanın da daha yüksek faiz maliyetlerini beraberinde getirebileceğini belirterek mali kriz riskinin artık tamamen göz ardı edilemeyeceğini söyledi.
TD Securities: Mali kriz henüz kapıda değil
TD Securities stratejistleri Gennadiy Goldberg ve Molly Brooks ise "mali kıyametin henüz başlamadığını" belirtti.
Banka, ABD'nin faiz giderlerinin 2026 mali yılında yaklaşık 1,1 trilyon dolar olacağını, faizlerin mevcut seviyelerde kalması halinde bu tutarın 2027'de 1,4 trilyon dolara, 2028'de 1,5 trilyon dolara ve 2029'da 1,6 trilyon dolara çıkabileceğini tahmin ediyor.
ABD kamu borcunun ağırlıklı ortalama vadesinin yaklaşık 5,9 yıl olması, yüksek faizlerin bütçeye etkisinin kademeli gerçekleşmesini sağlıyor. Hazine tahvillerinin ortalama kupon faizi, bonolar hariç tutulduğunda halen %3,1 seviyesinde.
Nominal büyüme borç yükünü destekliyor
ABD kamu borcunun ortalama faiz maliyeti yaklaşık %3,4 seviyesinde bulunurken, nominal ekonomi daha hızlı büyüyor. ABD nominal GSYH'si ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış bazda %8,5 büyüdü.
TD Securities, nominal büyümenin borçlanma maliyetlerinin üzerinde kalmasının yüksek bütçe açıklarına rağmen borç yükünün yönetilebilir olmasına katkı sağladığını belirtti.
Kongre Bütçe Ofisi, kamu tarafından tutulan federal borcun 2026 mali yılında GSYH'nin yaklaşık %101'ine ulaşacağını öngörüyor.
Yükselen faizlerin tek nedeni mali kaygılar değil
Analistler, tahvil faizlerindeki yükselişin yalnızca kamu maliyesine ilişkin endişelerden kaynaklanmadığını belirtiyor. Güçlü ekonomik büyüme, Fed'in faiz artırabileceğine yönelik beklentiler, yüksek petrol fiyatları, şirket tahvil ihraçları ve kısa vadeli yatırımcıların pozisyon değişiklikleri de getirileri yukarı iten unsurlar arasında gösteriliyor.
BMO Capital Markets ABD Faiz Stratejisi Başkanı Ian Lyngen de yükselişin büyük ölçüde reel faizlerden kaynaklandığını belirterek, güçlü ekonomik büyüme ve yapışkan enflasyonun tahvil getirilerini desteklediğini ifade etti.
BMO anketinde katılımcıların %42'si yüksek reel faizlerden ilk ciddi etkilenecek alan olarak konut sektörünü gösterdi. Hisse senetleri %26, şirket kredileri %21 ile onu izlerken, iş gücü piyasasını ilk kırılma noktası olarak görenlerin oranı yalnızca %1 oldu.

