ANALİZ- Haftalık Bülten (Akbank)

İlgili Dosyayı Görüntüle

Artan belirsizlik ortamında küresel tahvil faizlerindeki yükseliş hızlanıyor

Geride bırakmakta olduğumuz haftada, jeopolitik risk algısı ABD ve İran arasında yürütülen diplomatik görüşmelerin somut bir çözüme dönüşememesi ve sahada İran destekli Yemenli Husilerin Suudi Arabistan'ın enerji alt yapısına saldırılarının devamıyla dalgalı seyrederken, Brent petrol varil fiyatı 105$ ile savaş dönemi ortalamasının üzerindeki seyrini korudu.

Makro ekonomik veri akışında ise ABD ve Euro Bölgesi'nde öncü PMI verileri büyüme ve istihdam tarafında güçlü sinyaller verirken, girdi maliyetlerinin son 4 yılı aşkın sürenin en hızlı artışını kaydetmesi Fed'e dair faiz artış beklentilerinin tekrar gözden geçirilmesine neden oldu. Bu haftada, uzun vadeli tahvillerde ve değerli metallerde satış baskısı, dolar endeksinde ise güçlenme eğilimi ön plana çıktı.

Önümüzdeki hafta açıklanacak veriler arasında, yurt içinde Ekonomik Güven Endeksi, dış ticaret dengesi, işsizlik oranı ve İSO Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi; ABD'de PCE enflasyonu, GSYİH, dış ticaret dengesi, imalat PMI, ISM İmalat Sanayi Endeksi, tarım dışı istihdam, fabrika siparişleri ve dayanıklı mal siparişleri; Euro Bölgesi'nde Ekonomik Güven Endeksi, imalat PMI, TÜFE ve işsizlik; Almanya'da TÜFE ve imalat PMI takip edilecek.

ABD'de Bileşik PMI eylülde öncü veriye göre 58,4 ile son 62 ayın en yüksek seviyesine ulaşarak büyümenin üçüncü çeyrekte güçlü seyrettiği sinyali verdi (beklenti: 55,3). Hizmetler (56,5-->58,7) ve imalat (53,9-->57,0) endekslerindeki yükselişe istihdam artışı da eşlik ederken, girdi maliyetlerinin Ekim 2022'den bu yana en hızlı yükselişi kaydetmesi enflasyon baskılarına ilişkin endişeleri artırdı. Yeni siparişlerde talebin büyük ölçüde iç piyasadan destek aldığı belirtildi.

Toplam istihdam artışı Haziran 2022'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Fiyat endeksindeki artışta özellikle yakıt ve ulaştırma maliyetleri etkili olurken, ücret baskılarının da güçlendiği bildirildi. Tedarik sürelerinin uzaması ve birikmiş işlerin artması da şirketlerin fiyatlama gücünü destekleyen diğer önemli unsurlar oldu. Veri sonrasında Fed'e dair bir sonraki faiz artış beklentileri aralıktan ekim ayına çekilirken, tahvil ve değerli metallerde satış baskısı ön plana çıktı. Verinin tüm alt kalemlerde piyasa beklentilerinden ayrışması nedeniyle 1 Ekim'de yayımlanacak nihai imalat PMI ile 5 Ekim'de açıklanacak nihai hizmet ve bileşik PMI verilerinde revizyon olup olmayacağı yakından takip edilecek.

Euro Bölgesi'nde Bileşik PMI eylülde öncü veriye göre 53,1 ile son 41 ayın en yüksek seviyesine ulaşarak ekonomik faaliyetin hizmet sektörü öncülüğünde güçlendiğine işaret etti. Bölge'de imalat PMI 52,7 seviyesinde sabit kalırken, hizmet PMI 51,6'dan 53,0'e yükseldi. Yeni siparişler art arda üçüncü ayda artış gösterdi. Almanya'da faaliyetler Ekim 2025'ten bu yana en hızlı artışını kaydederken, Fransa'da özel sektör faaliyeti tekrar genişleme bölgesine geçerek 10 ayın zirvesine ulaştı. OECD Küresel Ekonomik Görünüm Raporu'nda 2026'nın ilk yarısında küresel büyümenin yavaşladığı, ancak Orta Doğu'daki çatışmanın olumsuz etkilerine rağmen büyümenin birçok ülkede dayanıklılığını koruduğu belirtildi. Yapay zekâ (AI) bağlantılı faaliyetlerin güçlü seyrinin yatırımları, üretimi ve ticareti desteklediği vurgulandı.

Küresel ekonomik büyümenin 2026'da %2,9 (önceki tahmin: %2,8), 2027'de ise %3,0 (önceki tahmin: %3,1) olması bekleniyor. ABD'de büyümenin 2026'da %2,2, 2027'de %2,1 olması öngörülürken, Euro Bölgesi ekonomisinin 2026 ve 2027 yıllarında %1,0 büyüyeceği tahmin ediliyor. Emtia fiyatlarındaki artışların etkisiyle enflasyonun kısa vadede yükseleceği, enerji fiyatlarının ılımlı seyretmesi ve daha sıkı para politikasının fiyat baskılarını sınırlamasıyla 2027 yılında kademeli olarak gerileyeceği değerlendiriliyor. G20 ülkelerinde enflasyonun 2026'da %4,1'den 2027'de %3,6'ya düşeceği tahmin ediliyor. Türkiye ekonomisinin ise 2026 yılında %2,7 (önceki tahmin: %3,1), 2027'de ise %3,6 (önceki tahmin: %3,8) büyüyeceği öngörülüyor.

Haftanın ilk yarısında olumlu jeopolitik haber akışları ve enerji fiyatlarındaki geri çekilme ile desteklenen MSCI Dünya Endeksi haftanın ikinci yarısında ABD ve İran arasındaki diplomatik görüşmelerde somut ilerleme kaydedilememesinin etkisiyle kazançlarının önemli bir bölümünü geri vererek haftanın ilk dört işlem gününü %0,31 yükselişle tamamladı.

ABD'de S&P 500 ve Nasdaq'ın sırasıyla %0,70 ve %1,57 yükseldiği bu haftada yapay zeka bağlantılı teknoloji hisseleri ile diğer sektörler; ölçek bazında ise Muhteşem Yedili (%+3,07) grup ile faiz hassasiyeti yüksek olan küçük işletmelerin yer aldığı Russell 2000 (%-0,87) arasındaki ayrışma devam etti. Sektörel detayda, iletişim (%+2,81), teknoloji (%+2,10) ve sağlık (%+1,20) haricinde satışlar diğer sektörlerin geneline yayıldı. Enerji (%-2,13) ve enerji bağlantılı şirketlerin yer aldığı kamu hizmetleri (%-3,58) en fazla değer kaybeden iki sektör oldu. Avrupa'da doğal gaz fiyatlarındaki düşüşten destek bulan Stoxx Europe 600 raporumuzu hazırladığımız saat itibarıyla haftayı %0,76 artışla tamamlamaya hazırlanıyor.

Bir önceki hafta başında 83€ ile son 3,5 yılın zirvesine çıkan gösterge doğal gaz fiyatı Dutch TTF bu hafta %9,6 düşüşle 72€'da işlem görüyor (27 Şubat'a göre değişim: %+128, ağustos başından bu yana değişim: %+24). Faizler tarafında, OIS piyasası fiyatlamalarında ECB'ye atfedilen bir sonraki faiz artışı olasılığı aralık ayında ağırlık kazanırken, yıl sonuna kadar beklenen toplam artış 36 baz puanda. Fed vadeli faiz kontratlarında, faaliyete dair güçlü sinyaller veren PMI verisi ve artan jeopolitik belirsizliklerle ekim ayı faiz artış olasılığı bu hafta %53'ten %69'a yükselirken, önümüzdeki bir yıllık vade için fiyatlanan toplam faiz artışı 86 baz puana ulaştı.

Bu hafta Fed yetkililerinden gelen açıklamalarda enflasyonun hedefe ulaşması için ilave faiz artışlarına ihtiyaç duyulabileceği vurgusu ön plana çıktı. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, Fed'in tekrarlanan ve kalıcı hale gelen arz şoklarını görmezden gelemeyeceğini ve istihdam, ücretler ve büyümede düşüşler yaşanması gerekebileceğini değerlendirdi. St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem güçlü talebin yanı sıra petrol dışındaki emtia fiyatlarında yaşanan şokların enflasyonu beslemesi halinde Fed'in faizleri daha fazla artırması gerekebileceğini belirtti.

Richmond Fed Başkanı Tom Barkin, enflasyonist şokların etkisinin azalmasının zaman alabileceğini belirterek, yüksek seyreden fiyat baskılarının kalıcı hale gelme riski taşıdığı uyarısında bulundu. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr ekonomiyi güçlü, işgücü piyasasını ise sağlam olarak nitelendirirken, enflasyonun hedefe doğru yeterince hızlı bir seyir izlemediğini ve merkez bankasının %2'lik hedefine ulaşmak için muhtemelen ilave faiz artışlarına ihtiyaç duyulacağını açıkladı.

New York Fed Başkanı John Williams, yüksek enerji fiyatları ve yapay zeka yatırımlarının tetiklediği talep göz önüne alındığında, enflasyon konusunda hala yapılacak çok iş olduğunu belirtti. Philadelphia Fed Başkanı Anna Paulson da enflasyonun merkez bankasının %2'lik hedefine dönmesini sağlamak için ilave faiz artışlarının gerekli olabileceğini belirterek diğer FOMC üyelerinden bu hafta gelen faiz artışların devam edebileceği söylemlerini pekiştirdi. 10 yıllık ABD tahvil getirisi bu hafta 18 baz puan artışla %5,18'e, 2 yıllık getiri 15 baz puan artışla %4,89'a yükseldi. Dolar Endeksi diğer önemli para birimleri karşısında %0,8 değer kazanarak 101,05 değeri ile ağustos ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Euro/dolar paritesi haftayı %0,7 düşüşle 1,14 seviyesinde tamamlamaya hazırlanıyor. Faiz artış beklentileri ve dolar endeksindeki yukarı yönlü eğilimle baskılanan altının ons haftalık %1,6 düşüşle 4310$'da, gümüş fiyatı ise %2 kayıpla 65$'da işlem görüyor.

Yurt içinde TCMB tarafından yayınlanan eylül ayı sektörel enflasyon beklentilerine göre, 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri piyasa katılımcıları için %23,70 (ağustos: %23,69), reel sektör için %32,50 (ağustos: %32,80), hanehalkı için %45,60 (ağustos: %45,58) seviyesinde gerçekleşti. Kapasite Kullanım Oranı (KKO) mevsimsellikten arındırılmış (m.a.) olarak aylık 0,6 puan artışla %74,1'e yükselirken, 2007-2019 ortalamasının 2,2 puan altındaki seyrini koruyarak imalat sanayinde zayıf seyrin sürdüğüne işaret etti. Çeyreklik bazda KKO, üç çeyrektir yatay seyrin ardından, üçüncü çeyrekte 0,3 puan düşüşle %73,8 değerini aldı.

Tüketici Güven Endeksinde (TGE) artış eğilimi devam ediyor. TGE mevsimsellikten arındırılmış olarak eylülde aylık 1,2 puan artışla 91,9 değerini alarak Temmuz 2018'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Endeks uzun dönem ortalamasının da 2,5 puan üstünde bulunuyor. Reel Kesim Güven Endeksi (m.a.) ise eylül ayında sınırlı artarken, şubattan bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Böylelikle çeyreklik bazda bakıldığında ikinci çeyrekte gerileyen endeks üçüncü çeyrekte toparlanma gösterdi, ancak aylık bazda uzun dönem ortalamasının 1,0 puan altında bulunuyor. Diğer yandan, sektörel güven endeksleri eylül ayında karışık bir görünüm ortaya koydu.

Hizmet sektörü güven endeksi 111,9 ile sabit kalırken, inşaat sektörü güven endeksi son iki ayda toplam 0,5 puan düşüş gösterdi. Perakende sektör güven endeksi iki aylık düşüşün ardından eylülde 1,2 puan artışla 111,3 değerini aldı. Tüm sektörlerde endeks seviyeleri uzun dönem ortalamalarının belirgin altında kalmaya devam ediyor. Çeyreklik bazda bakıldığında, yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre hizmet ve ekonomik faaliyete dair önemli bir gösterge olarak takip ettiğimiz inşaat güven endeksi artarken, perakende ticaret güven endeksi üst üste üçüncü çeyrekte de düşüş eğilimini sürdürdü.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.


ForInvest Haber

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Canlı Veri

Borsa verilerine anlık ve ücretsiz erişim dönemi başladı

ForInvest ile 15 dakika gecikmeli veri dönemi sona eriyor. Yatırımcılar borsayı artık canlı ve ücretsiz takip edebilecek.
Detaylar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Haberler