"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 87. duruşması sürüyor

İSTANBUL (AA) - "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 87. duruşması tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, İngiltere'den uçakla geldiği havalimanında hakkındaki yakalama kararı kapsamında gözaltına alınan tutuksuz sanık eski Kültür AŞ Plan ve Organizasyon Müdürü Mithat Sinan Bolak'ın savunması alındı.

Kültür AŞ'de 2019 yılında Kültür Etkinlikleri Müdürü olarak çalışmaya başladığını söyleyen Bolak, işe başlamasının üzerinden bir ay geçmeden Plan ve Organizasyon Müdürlüğü pozisyonunun boş olması sebebiyle yönetim kurulu kararıyla geçici ve vekaleten mevcut görevine ek olarak Plan ve Organizasyon Müdür Vekili sıfatıyla da görevlendirildiğini belirtti.

Bolak, görevlendirilmesi öncesinde kendisine görüşünün sorulmadığını, görevlendirmeyi istemediğini üstlerine ve insan kaynaklarına ifade ettiğini, onların da görevin geçici olduğunu, kısa süre içerisinde asaleten birinin atanacağını söylediğini anlattı.

Yaklaşık 3 ay kadar bir süre müdürlüğe geçici olarak, kağıt üzerinde vekalet ettiğini kaydeden Bolak, "Mevcut görevime ek vekaleten görevlendirmeyi istemedim çünkü söz konusu birim ihale mevzuatı ile iç içe, ihaleler ile ilgili evrak akışı çok yoğun, sözleşmeleri yüksek bedelli bir birimdi. Birim konularıyla ilgili denetim yapacak, birimi yönlendirecek bilgi birikimim ve deneyimim yoktu. İstememe sebebim de sadece budur." ifadelerini kullandı.

Tutuksuz sanık reklam şirketi sahibi İnan Boztaş da savunmasında, şirketinin yeni kurulan, bir anda büyüyen veya kaynağı açıklanamayan ticari faaliyetlerde bulunan bir şirket olmadığını savundu.

Usulsüz herhangi bir işlemin tarafı olmadıklarını öne süren Boztaş, sundukları tekliflerin muhammen bedele uygun ve makul olduğunu, ticari saikle belirlenerek sunulduğunu söyledi.

Boztaş, reklam izin süreçleriyle ilgili belediye iştirakleriyle görüştüğünü anlatarak, "İlgili şirketlerle görüştüğümde izin süreçlerine ilişkin hizmet verdiklerini öğrendim. Bu sözleşmeleri belediyenin kurumsal uygulamasının bir parçası olarak gördüm. Yapılan ödemeleri de o dönemde izin süreçleriyle bağlantılı harç gibi algıladım. Herhangi bir kişi beni bu sözleşmeleri imzalamaya zorlamadı. Belirli bir kişinin talebi üzerine hareket etmedim. Ben belediyenin kurumsal uygulaması olarak düşündüm." beyanında bulundu.

Üzerine atılı suçlamaları reddeden sanık Boztaş, beraatini talep etti.

- "'Bizi de görmeniz lazım.' cümlesini ben para olarak algıladım"

Cumhuriyet savcısı sanık Boztaş'a, "İBB Kentsel Tasarım Müdürlüğünden izin almak gerekirdi. Reklam vergisini, harcını yatırdıktan sonra normal şartlarda izin alması gerekirken beni Kültür AŞ, Medya A.Ş'ye yönlendirdiler. Bu iştirakler de dron çekim hizmeti, grafik tasarım hizmeti, ajans hizmetleri, fotoğraf çekimi hizmeti, arşiv video görüntü hizmetleri gibi açıklamalarla şirketime fatura keserek benden zorla para tahsil ettiler. Eğer bu paralar ödenmezse reklam şirketlerine izin veya herhangi bir iş verilmiyordu. Bu paralar ödenmeyince iş yapılması engellendi. Bu fatura açıklama kısmında belirtilen hizmetler de normalde hiç yapılmamış olan farazi işlerdi" şeklinde verdiği beyanını hatırlatarak, "Bu beyanınızla ilgili ne diyorsunuz? Kesilen faturalar karşılığında hizmet aldınız mı o süreçlerde?" sorusunu sordu.

Sanık Boztaş da "Ben bu hizmeti aldığımı sanıyordum ama sözleşmeler bittikten ve 2025 yılına geldiğim zaman sorulduğunda almadığımı söyledim. Almadım." yanıtını verdi.

Savcının, "İştirakler, size yapılmayan işler karşılığı faturalar kesti. Siz ödeme yaptınız. Doğru mu bu şekilde?" sorusunu da sanık Boztaş, "Ben o sırada yapıldığını biliyorum işlerin. Yapılmadığı, 2025'te alt sözleşmeler bittikten sonra farkına vardığım bir şey." şeklinde cevapladı.

Cumhuriyet savcısı Boztaş'a, "2023 senesi sonrasında 'Medya AŞ'de aynı şekilde kestikleri faturaları ödemek suretiyle reklam izinlerini aldık. Yaklaşık 1 yıl önce Medya AŞ görevlisi Elif Güven benim Bebek'teki ofisime ziyarete geldi. Bana 'İşlerinizin daha iyi gitmesini istiyorsanız bizi görmeniz gerekiyor.' dedi. Açıkçası beni para vermeye zorladı.' şeklinde beyanınız var. Siz teklifi kabul etmediğinizi söylüyorsunuz. Nasıl gerçekleşti bu süreç? Elif Güven nasıl geldi? Önceden tanışır mısınız? Randevu mu aldı, aradı mı?" sorularını sordu.

Sanık Boztaş da bu soruya şu yanıtı verdi:

"Birkaç defa telefonla konuşmuşluğumuz olmuştur. Tamamen kendisi ofis ziyaretinde bulundu. Yadırgadığım bir durum değil yani bu, ziyarete gelebilir. Kendisi öyle bir cümle kullandı, ben de öyle anladım. Arkasından öyle bir şey de gerçekleşmedi. İşte 'İşlerinizin daha iyi gitmesini istiyorsan bizi, beni görmen lazım.' gibi bir ifadeydi. Tam olarak hatırlamıyorum. Ama direkt bir para isteme durumu yok. Orada yazan cümlelerde 'Bizi de görmeniz lazım.' cümlesini, ben para olarak algıladım."

- "Murat Kapki'nin işlediği iddia edilen suçların ortağı değilim"

Tutuksuz sanıklardan Hamit Serkan Balbal savunmasında, 2008 yılında kendi şirketini kurduğunu, 2019 yılına kadar birçok sinema filmi ve televizyon programına yapımcılık yaptığını anlattı.

Fimlerin vizyona girmesinden önce, açık hava reklam alanlarını kiraladığı dönemde sanıklardan Murat Kapki ile tanıştığını söyleyen Balbal, Kapki'den kiralama yaptığını, daha sonrasında da yakın dost olduğunu belirtti. Balbal, bir dönem de Kapki'yle ortak olduğunu ve sonrasında ortaklığın devam etmesini istemeyerek bunu Kapki'ye söylediğini dile getirdi.

Kapki'den, 2024 yılı sonunda hem verdiği borçlar hem de diğer alacakları karşılığında bir gayrimenkul aldığını söyleyen Balbal, bu durumun tamamen borç alacak ilişkisi olduğunu öne sürdü.

Balbal, "Murat Kapki benim yakın arkadaşım ve dostumdur, bunu hiçbir zaman inkar etmem ama ben Murat Kapki'nin işlediği iddia edilen suçların ortağı değilim. Murat'ın belediyeyle yaptığı iddia edilen işlerin bir tarafı olmadım. Hayatımın hiçbir döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesinden (İBB) ihale almadım." savunmasını yaptı.

Hakkında yakalama kararı bulunan tutuksuz sanık iş insanı Ahmet Hamdi Çiçek de savunmasında, medya şirketi olduğunu, bu şirketin ana faaliyetinin canlı yayınlar olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Reklam sektörü benim ilgi alanımın tamamen dışında bir alan. Ancak bir arkadaşım vasıtasıyla bir inşaat önüne koymaya çalıştığım bir ilanla ilgili burada karşınızdayım. O ilanla ilgili bir ecrimisil bedeli çıktı. Bunu ödersem buraya bir pano asabileceğimi öğrendim ve ecrimisili ödedim, sadece bir pano üzerinden. Ancak sektöre çok uzak olduğum için ne satabildim ne bir başkasına kiraya verebildim. Dolayısıyla bunun üstünden herhangi bir ticari faaliyet sağlayamadım."

- "Herhangi bir suçluluk durumum yoktur"

Savunma yapan tutuksuz sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, 25 yıldır tarihi eserleri korumak için çalışan biri olduğunu ifade etti.

Aldığı eğitim, meslek ahlakı ve hayata bakışının kendisine önce kentleri korumayı öğrettiğini ve ilkelerle çalıştığını savunan Polat, şunları söyledi:

"Yaklaşık 20 yıldır doğru düzgün tatil yapmamış, Anadolu'yu köşe bucak gezmiş, resmi işinin dışında da akademik çalışmalarını bu alanda yürütmüş, akademik çalışmalarını artık hayatın parçası kılmış, Türkiye'nin kültürel, inançsal, insani mirasını korumak ve gelecek nesillere taşımak için çalışmış birisiyim. Benim için İstanbul, bunların ortasında duran bir kenttir, bu duyarlılıkla bakarım ben kente. Korunması gereken tarihi sit bölgeleri de vardır bu kentin. Benim için bu kentin manevi değeri, bütün mesleklere hürmetim var ama üç kuruşluk reklam gelirinin çok ötesindedir."

Polat, kentte yaptıkları çalışmaları anlatarak, "Eğer bizim reklamdan çıkar sağlamak ya da başka türlü bir niyetimiz olsaydı, öncelikli olarak bu alanların bir yerlerinde reklamla ilişkili bir işlem olurdu. Dikkatli bakılırsa bunların hiçbirisinde en ufak bir çalışma olmadığı, kentin değerlerinin bunun çok ötesinde bir alan olduğu hemen görülecek, hissedilecektir." beyanında bulundu.

İddianameye konu eylemlerle ilgili de Polat, "Herhangi bir suçluluk durumum yoktur. Şerefiyle, onuruyla hayatını ve kariyerini oluşturmuş, hem akademik kimliği hem de bambaşka duyarlılıkları olan bir insan olarak bu taraflı suçla rencide olmaktayız. Beraatimi talep ediyorum." ifadelerini kullandı.

Söz alan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun, "Görev yaptığınız sürece 'şu parapete izin verin', 'şu reklamları indirmeyin' ya da 'şunları kaldırın' diye ben veya herhangi bir başka kişilikten böyle bir talimat aldınız mı?"sorusuna sanık Polat, "Yok, başkanım." cevabını verdi.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.



AA

Canlı Veri

Borsa verilerine anlık ve ücretsiz erişim dönemi başladı

ForInvest ile 15 dakika gecikmeli veri dönemi sona eriyor. Yatırımcılar borsayı artık canlı ve ücretsiz takip edebilecek.
Detaylar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tüm Haberler